Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Neriman Celal, ülkesinin bağımsızlığının 35. yıl dönümü vesilesiyle Ankara'da bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda sadece savaşın cephedeki durumunu anlatmadı; Karadeniz'de artan tehlikeye dikkat çekti ve bu tehlikenin Türkiye'ye de yaklaşabileceği uyarısında bulundu. Celal'in açıklamaları, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarının ne kadar kritik bir noktada olduğunu bir kez daha gösterdi.
Karadeniz'de durum ne kadar kritik?
Büyükelçi Celal, savaşın başından bu yana 232 sivil gemiye saldırı düzenlendiğini, bu saldırılarda 307 kişinin hayatını kaybettiğini veya yaralandığını aktardı. Sadece bu yaz 30'dan fazla gemi hedef alındı. Celal'e göre Rusya, Ukrayna limanlarını, tahıl terminallerini ve enerji altyapısını sistematik olarak vuruyor. Bu saldırıların sonucu sadece Ukrayna'yı ilgilendirmiyor; 30 milyon tondan fazla tarım ürünü dünya pazarlarına ulaşamayabilir. Bu, küresel gıda fiyatları üzerinde doğrudan baskı anlamına geliyor.
Tehlike Türkiye'ye nasıl sıçrayabilir?
Celal'in en çarpıcı uyarısı Türkiye'ye yönelikti. "Eğer Karadeniz'deki saldırıları sınırlandırmaz veya bitirmezsek bunlar daha da artabilir" diyen Büyükelçi, tehlikenin Ankara'ya kadar yaklaşabileceğini söyledi. Bu sadece bir güvenlik endişesi değil; Karadeniz'deki ticaret yollarının kapanması demek, Türkiye'nin ekonomik çıkarlarının da doğrudan zarar görmesi demek. Rusya'nın yeni bir seferberlik dalgasına hazırlandığı iddiası ise savaşın daha da genişleyebileceği endişesini artırıyor.
Türkiye'nin girişimine tam destek var mı?
Ukrayna yönetimi, Türkiye'nin Karadeniz'de sivil gemilere ve altyapıya yönelik saldırıların karşılıklı durdurulmasını öngören moratoryum önerisini desteklemeye hazır olduğunu açıkladı. Celal, "Karadeniz bir savaş alanı değil, barışın, ticaretin ve iş birliğinin denizi olmalıdır" diyerek Türkiye'nin arabuluculuk rolüne verdikleri önemi vurguladı. Hatta daha da ileri giderek, "Türkiye'nin gücü yeterse Putin'i Külliye'ye getirip bir masada oturtsunlar" ifadelerini kullandı. Ukrayna'nın şartsız ateşkese hazır olduğunu yineleyen Celal, diplomasi için iki tarafın da hazır olması gerektiğini, savaşın devam etmesinin bedelinin Rusya için barıştan daha ağır olması gerektiğini söyledi.