Edirne'de bir otelde müdürlük yapan Cengiz Bulut'un hayatı, 49 yıl önce dedesinin verdiği kemik saplı bir çakıyla değişti. O gün bugündür antika ve eski eşya toplayan Bulut, biriken on binlerce parçayı tarihi Bedesten Çarşısı'ndaki küçük dükkanında ziyaretçilerle buluşturuyor. Kapının önünden geçenler, camdaki eski fotoğraflara ve objelere bakmadan edemiyor.

Dükkanın kapısından içeri adım atanlar, kendini zamanda yolculukta buluyor. Kimi çocukluğunda oynadığı oyuncağı görüp gözyaşlarına hakim olamıyor, kimi babaannesinin evindeki bakır eşyayı anımsayıp derin bir nefes alıyor. Bulut için bu tepkiler, işinin en büyük kazancı.

Koleksiyonun kalbi Bedesten'de atıyor
Cengiz Bulut'un hikayesi, 12 yaşında başladı. Dedesi ona kemik saplı bir çakı hediye etti, babaannesi de bakır bir maşrapa. Ailede anlatılan 93 Harbi göç hikayeleriyle büyüyen Bulut'un tarihe merakı her geçen gün arttı. İlk olarak Edirne'ye ait tapu, fotoğraf ve haritalar biriktirmeye koyuldu. Kısa sürede bu ilgi alanı genişledi ve kullanılmayan her türlü eski eşyayı toplamaya başladı.

Bugün geldiği noktada yaklaşık 10 bin parça birikimi var. Bunların 4 bini, kent merkezindeki tarihi Bedesten Çarşısı'ndaki 15 metrekarelik dükkanda sergileniyor. Pandemi döneminde eşinin "Bir gün gidersen bunların kıymetini kimse bilemeyecek" sözü üzerine dükkan açmaya karar veren Bulut, asıl amacının satış yapmak olmadığını söylüyor.

Burada insanlar ağlıyor, çocukluğuna dönüyor

Bulut'un dükkanı sadece bir antika mağazası değil. Ziyaretçiler, vitrinde kendi geçmişlerinden bir parça buluyor. Çocukluğunda kullandığı bir oyuncak ya da babaannesinin evindeki eşyanın bir benzeri, insanları duygusal anlara sürüklüyor. Bulut, bu anları "Burada ağlayan insanları da görüyorum" sözleriyle özetliyor.

Dükkanın maddi olarak kendini kurtarmadığını, kirasından vergisine tüm masrafları kendi cebinden karşıladığını anlatan Bulut, bu işi bir kültür görevi olarak görüyor. Araştırmacılar, yazarlar ve Edirne tarihiyle ilgilenen herkes, arşivinden faydalanmak için kendisine başvuruyor. Öyle ki İtalya'da Edirne'yle ilgili bir belge bulduğunda kargo ücreti 50 avro olsa bile, belgenin kendisi için ödediği 25 avronun derdine düşmüyor.

Geleceğe miras bırakma derdi
Bulut'un en büyük hedefi, bu birikimi gelecek kuşaklara aktarmak. "Geçmişle gelecek arasında köprübaşı görevi yapıyoruz" diyen koleksiyoner, her şehirde böyle bir yerin olması gerektiğini düşünüyor. Ona göre bu eşyalar, bir toplumun hafızasını oluşturuyor ve bu hafıza kaybolmamalı.

Dükkanın tabelasında "antikacı" yazsa da Bulut'un asıl işi, insanlara geçmişlerini hatırlatmak. Satış yapmaktan çok sergilemeye odaklanan Bulut, beğenenlerin bir kısmına ürünleri satıyor ama asıl mutluluğu, insanların gözlerindeki o tanıdık bakışı yakalamakta buluyor.