4857 sayılı İş Kanunu uyarınca nakit olarak ödenmesi gereken ücretlerin en geç ayda bir yatırılması zorunlu bulunuyor. Maaşı kötü niyetle ve bilerek 20 günden fazla geciktirilen çalışanlar iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınma hakkına sahipken, Yargıtay'ın emsal kararıyla birlikte ödeme gününden itibaren yaşanan gecikmelerde doğrudan sözleşmeyi feshedip kıdem tazminatını talep etme imkanı da netleşti.

Öte yandan, işçinin gerçek maaşının bordroda düşük gösterilerek asgari ücretten prim yatırılması da tazminatlı haklı fesih sebebi sayılıyor. SGK primleri ile vergi kaybına yol açan ve çalışanın emekli maaşını doğrudan düşüren bu uygulamaya karşı çalışanların izlemesi gereken adımlar ise şöyle özetleniyor:
Gerçek Ücretin Talep Edilmesi: İlk olarak işverenden maaşın bordroya eksiksiz ve gerçek tutarıyla yansıtılması talep edilmeli.

Şikayet ve İhbar Hattı: Talebin reddedilmesi halinde ALO 170 hattı üzerinden çalışma ve sosyal güvenlik birimlerine ihbarda bulunulabilir.
Belge ve Kanıt Biriktirme: Hak kayıplarını önlemek adına gerçek ödenen ücreti kanıtlayan tüm belge, banka dekontu ve mesajlaşmalar saklanmalı.
İspat kolaylığı için noter vurgusu
Haklı nedenle fesih hakkını kullanmak isteyen çalışanların fesih dilekçelerinde "gördüğüm lüzum üzerine" gibi genel ifadeler yerine, fesih gerekçesi olarak açıkça "ücretin zamanında ödenmemesini" veya "gerçek ücretin bordroya yansıtılmamasını" yazmaları kritik önem taşıyor. Fesih bildiriminin noter kanalıyla yapılması şart olmamakla birlikte, ileride yaşanabilecek hukuki süreçlerde ispat kolaylığı sağlıyor.