Sular ısınıyor: Gıda devi Nestle rotayı değiştirdi, dev markasını ABD'li şirkete emanet ediyor
Dünya gıda sektörünün en büyük oyuncularından Nestle, su operasyonlarında radikal bir küçülmeye giderek portföyünün yarısını 3 milyar euro bedelle ABD'li yatırım fonu Platinum Equity'ye devretmeye hazırlanıyor.
Küresel gıda pazarında dengeleri değiştirecek bir ortaklık için imzalar atıldı. Nestle, su iş kolundaki faaliyetlerinin yüzde 50'sini ABD merkezli yatırım devi Platinum Equity'ye devretmek üzere anlaşmaya vardığını duyurdu. Yaklaşık 3 milyar euro değerindeki bu dev işlem, şirketin uzun vadeli stratejisinde önemli bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor.
Yeni dönemde ortak yönetim
Anlaşma şartlarına göre taraflar, su operasyonlarını yönetmek üzere yüzde 50-50 ortaklık yapısına sahip yeni bir şirket kuracak. Toplamda 4,9 milyar euro işletme değeri biçilen bu yeni girişimin, 2027 yılının ilk yarısında tüm yasal süreçlerini tamamlayarak faaliyetlerine başlaması öngörülüyor. Nestle, bu satıştan elde edeceği 3 milyar euro'luk nakit girişiyle bilançosunu güçlendirmeyi hedefliyor.
Erikli de yeni yapıda yer alacak
Türkiye pazarının yakından tanıdığı Erikli Su da bu büyük değişimden nasibini alıyor. Nestle'nin 2006 yılında bünyesine kattığı Erikli, yeni kurulacak olan Peranel isimli ortak girişim çatısı altına girecek. Perrier, S.Pellegrino, Acqua Panna ve Nestlé Pure Life gibi küresel çapta tanınan markalar da yine bu yeni yapının bir parçası olarak operasyonlarını sürdürecek.
Stratejik odak noktası değişiyor
Nestle'nin bu hamlesi, son dönemde özellikle Fransa'daki su arıtma süreçlerine yönelik yasal soruşturmalar ve çevresel eleştirilerin gölgesinde gerçekleşti. Şirket yönetimi, su operasyonlarındaki ağırlığını azaltarak kaynaklarını daha kârlı gördüğü kahve, bebek maması ve evcil hayvan ürünleri gibi temel faaliyet alanlarına kaydırmayı planlıyor.
Nestle CEO'su Philipp Navratil, yapılan değişikliğin markaların uzun vadeli büyüme potansiyelini artıracağını vurgularken, sektör analistleri bu kararı Nestle'nin daha çevik ve odaklı bir büyüme modeline geçişi olarak yorumluyor.