Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala, eğitim camiasında geleceğe dair vizyoner bir bakış açısı öne çıkıyor. Bilgem Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Oya Sertdemir Düşmez, eğitimin Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal geleceğindeki kritik rolüne dikkat çekerek, bu alana yapılan yatırımların sadece bugünü değil, ülkenin uzun vadeli kalkınma perspektifini doğrudan etkilediğini belirtti. Düşmez'e göre, sınıflarda atılan her adım, aslında Türkiye’nin 15-20 yıl sonraki insan kaynağının ve üretim kapasitesinin temelini oluşturuyor.
Eğitimde Stratejik Dönüşüm ve PISA Başarısı
Türkiye’nin eğitim alanındaki performansını uluslararası veriler ışığında değerlendiren Düşmez, son PISA sonuçlarındaki gelişimin umut verici olduğunu ifade etti. Fen, okuma ve matematik alanlarında kaydedilen puan artışları, eğitim sisteminin doğru yönde ilerlediğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Verilere göre Türkiye, 2022 yılına kıyasla fen puanını 18 puan artırarak 494’e, okuma puanını 16 puan artırarak 472’ye, matematik puanını ise 8 puan artırarak 462’ye yükseltme başarısı gösterdi. Özellikle fen ve okuma alanlarında OECD ortalamasının üzerine çıkılması, eğitimdeki niteliksel artışın somut bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.
Ancak Düşmez, bu başarıların yanı sıra geliştirilmesi gereken alanlara da dikkat çekiyor. Hesaplamalı problem çözme alanında Türkiye’nin 473 puanla 500 puanlık OECD ortalamasının gerisinde kaldığını hatırlatan Düşmez, bu rakamların hem doğru yolda olunduğunu hem de üzerinde daha fazla çalışılması gereken noktaları net bir şekilde ortaya koyduğunu vurguladı. Eğitim politikalarının, bu tür veriler ışığında uzun vadeli bir kalkınma perspektifiyle ele alınması gerektiği belirtiliyor.
Ekonomik Kalkınmanın Temeli Nitelikli İnsan Kaynağı
Eğitim yatırımını yalnızca toplumsal bir sorumluluk olarak görmenin eksik bir yaklaşım olacağını savunan Düşmez, eğitimin aynı zamanda stratejik bir ekonomik yatırım olduğunu savunuyor. Bugün sınıflarda yetiştirilen öğrencilerin yarının mühendisleri, doktorları, öğretmenleri, girişimcileri, bilim insanları ve sanayicileri olacağını hatırlatan Düşmez, sınıflarda kazandırılan bilgi ve becerilerin gelecekte üretime ve teknolojiye dönüşeceğinin altını çiziyor. Güçlü ekonomilerin yalnızca sermaye ile değil, nitelikli insan kaynağıyla inşa edilebileceği gerçeği, eğitim yatırımlarının önemini daha da artırıyor.
Toplumsal Sorumluluk ve Gelecek Vizyonu
Eğitim alanında sürdürülebilir bir başarı elde edebilmek için toplumun tüm kesimlerinin ortak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini belirten Düşmez, sanayicilerden sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin bu sürece katkı sunmasının önemine değindi. Sanayicinin eğitime yaptığı yatırımın, aslında geleceğin nitelikli iş gücüne yapılan bir yatırım olduğunu ifade eden Düşmez, bugün bir sınıfa yapılan yatırımın yarın bir fabrikanın, bir laboratuvarın veya bir Ar-Ge merkezinin gücüne dönüşeceğini belirtti. Eğitimin, Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak en temel unsur olduğunu vurgulayan Düşmez, bu nedenle yeni eğitim dönemine sadece bir başlangıç değil, ülkenin geleceğine yapılan büyük bir yatırımın yeni bir aşaması olarak bakılması gerektiğini sözlerine ekledi.