Eskişehir Olgunlaştırma Enstitüsü’ndeki atölyelerde, modern dünyanın hızına inat yavaş ve sabırlı bir üretim sürüyor. Usta Öğretici Mevlüş Özkum ve çalışma arkadaşları, asırlık yün ipleri geleneksel tezgâhlar olan ıstarlara dizerek adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyor. Geçmişin duygularını ilmek ilmek işleyen bu ekip, sadece bir eşya değil, köklü bir kültürel mirası ayakta tutuyor.
Geçmişin sessiz çığlığı
Eskiden kadınlar, sevdalarını, acılarını veya hasretlerini dilleriyle ifade edemediklerinde kilimlere sarılırdı. Örneğin, Seleser kiliminin hikayesi yürek burkuyor. Askere giden eşinin şehit haberini alan bir Türkmen gelini, çektiği büyük acıyı kilim motiflerine işliyor. Bugün atölyede dokunan her desen, o günlerin yaşanmışlıklarını modern çağa taşıyan birer canlı tanık görevi görüyor.
İlmeklerdeki matematiksel zarafet
Dokuma süreci ciddi bir sabır ve teknik bilgi gerektiriyor. Özkum ve ekibi, deseni önce kareli kâğıtlara döküyor, ardından bu şablonu çözgü iplerine aktarıyor. Gülbudak gibi özel desenlerin tamamlanması bazen 3 ayı buluyor. 120 yıllık yünlerin kullanıldığı bu çalışmalarda, renkler ve motifler bir dans içindeymiş gibi birbirini tamamlıyor. Bu süreç, günümüzün dijital dünyasından uzaklaşmak isteyenler için de sakinleştirici bir terapi etkisi yaratıyor.