Havadis | Giresun | Çamoluk'ta bir öğretmenevi lobisi nasıl sanat galerisine dönüştü?

Çamoluk'ta bir öğretmenevi lobisi nasıl sanat galerisine dönüştü?

Giresun'un Çamoluk ilçesinde görev yapan Arif Yesir, internette tesadüfen izlediği bir videodan etkilenerek başladığı filografi sanatında, hiçbir eğitim almadan kendi çabasıyla usta işi eserler ortaya çıkarmayı başardı.

Giresun'un Çamoluk ilçesinde görev yapan Arif Yesir, internette tesadüfen izlediği bir videodan etkilenerek başladığı filografi sanatında, hiçbir eğitim almadan kendi çabasıyla usta işi eserler ortaya çıkarmayı başardı.

Çamoluk'ta bir öğretmenevi lobisi nasıl sanat galerisine dönüştü?
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Giresun'un Çamoluk ilçesinde bulunan öğretmenevinin lobisi, son dönemde alışılagelmiş bir bekleme salonundan çok daha fazlasını sunuyor. Kapıdan içeri giren misafirleri karşılayan çivi ve telden yapılmış onlarca tablo, ziyaretçileri adeta bir sanat galerisinin atmosferine davet ediyor. Bu etkileyici dönüşümün arkasındaki isim ise, öğretmenevinde çalışan ve boş zamanlarını sanata ayıran Arif Yesir'den başkası değil. Yesir, tamamen kendi merakı ve azmiyle geliştirdiği bu yeteneği sayesinde, unutulmaya yüz tutmuş bir sanat dalını kendi imkanlarıyla yaşatıyor.

İnternetten gelen ilhamla başlayan serüven

Filografi sanatıyla tanışması tamamen dijital bir tesadüfe dayanan Arif Yesir, internette gezinirken karşılaştığı videoların hayatını nasıl değiştirdiğini şu sözlerle anlatıyor: Başlangıçta sadece merak duygusuyla izlediğim videolar, zamanla içimdeki üretme arzusunu tetikledi. Hiçbir profesyonel eğitim almamış olmama rağmen, acaba yapabilir miyim sorusuyla yola çıktım. Çevremde bu sanatla uğraşan kimse olmadığı için, deneme yanılma yöntemiyle, bazen söküp tekrar yaparak kendimi geliştirdim. Her bir tablo, benim için aslında kendi kendime verdiğim bir ders niteliği taşıyor. Bugün geldiğim noktada, her yeni çalışmada farklı bir teknik öğrenmenin mutluluğunu yaşıyorum.

Osmanlı'dan günümüze uzanan bir terapi

Arif Yesir için filografi, sadece görsel bir üretim değil, aynı zamanda yoğun iş temposundan uzaklaştığı bir terapi yöntemi. Osmanlı döneminden günümüze ulaşan bu köklü sanatın, günümüz insanının ruhuna iyi geldiğini ifade eden Yesir, çalışmalarının detaylarını şöyle aktarıyor: Bu sanatın temelinde sabır ve el emeği yatıyor. Çivi ve tellerin birleşimiyle ortaya çıkan figürler, izleyenlere huzur veriyor. İnsanların bu eserlere bakarken yaşadığı hayranlık, benim için en büyük motivasyon kaynağı. Bitmekte olan bir kültürü, kendi çapımda devam ettirmenin gururunu yaşıyorum. Yeteneğimi biraz geç keşfetmiş olsam da, bu uğraşın hayatıma kattığı anlam paha biçilemez.

Ziyaretçilerin şaşkınlığı ve sanatın gücü

Öğretmenevine gelen misafirlerin tepkileri ise Yesir'in azmini daha da pekiştiriyor. Birçok ziyaretçinin daha önce böyle bir çalışmayla karşılaşmadığını belirten Yesir, eserlerin görsel ve manevi etkisine dikkat çekiyor. İnsanlar lobideki tabloları gördüklerinde şaşkınlıklarını gizleyemiyor ve çok olumlu geri dönüşler yapıyorlar. Amacım, sadece boş zamanlarımı değerlendirmek değil, aynı zamanda insanlara görsel bir şölen sunabilmek. Gelen misafirlerimizin bu eserleri inceleyerek huzur bulması, sanatın insanı ruhen besleyen gücünü bir kez daha kanıtlıyor. Yesir, bu sanatın bir parçası olmaktan ve öğretmenevi lobisini bir sanat durağına dönüştürmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ediyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız