Marmara Denizi, 18 Ağustos tarihinden bu yana alışılagelmişin dışında bir hareketliliğe sahne oluyor. AFAD kayıtlarına göre Adalar açıklarında meydana gelen ve sayıları 170'i aşan sarsıntılar, İstanbul ve çevresinde yaşayan vatandaşların gözünü yeniden bölgedeki fay hattına çevirmesine neden oldu. Büyüklükleri 3,2 seviyesine kadar ulaşan bu depremler, uzmanlar tarafından yakından takip ediliyor.
Küçük sarsıntılar masum değil
Konuyla ilgili sosyal medya hesabı üzerinden bir değerlendirme yapan Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, "mikrodeprem" olarak adlandırılan bu sarsıntıların hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Bektaş, bu tür küçük ölçekli hareketlerin, daha büyük bir kırılmanın öncüleri olabileceği konusunda uyarılarda bulundu.
1999 İzmit depremi örneği
Açıklamalarında 1999 yılında yaşanan 7,6 büyüklüğündeki Kocaeli depremini hatırlatan Bektaş, o dönemde yaşanan sürece dair şu bilgileri paylaştı:
"İstanbul bu durumu ucuz atlattı diyebiliriz. Ancak mikrodeprem dalgaları, sadece küçük oldukları için masum kabul edilmemeli. Bilimsel veriler, 1999 İzmit depreminden yaklaşık 44 dakika önce, batıdan doğuya doğru ilerleyen ve ana şokun merkezine yönelen 26 adet öncü mikrodepremin bir tetikleme dizisi oluşturduğunu kanıtlıyor."
Dikkatle izlenmesi gereken detaylar
Bölgedeki sismik aktivitenin sönümlenmiş gibi görünse de her an yeniden başlayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Bektaş, özellikle depremlerin derinliği, yoğunluğu ve göç yönünün uzmanlar tarafından anlık olarak takip edilmesi gerektiğini belirtti. Bektaş'ın bu uyarıları, Marmara Bölgesi'ndeki deprem riskinin ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.