Pınarbaşı merkezli peş peşe yaşanan depremler bölge halkını tedirgin ederken, uzman isimden yüreklere su serpen bir değerlendirme geldi.
Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde günlerdir süren ve yüzlerce sarsıntıyı beraberinde getiren hareketlilik, vatandaşlar arasında büyük bir endişe dalgasına yol açtı. Bölgede yaşayanlar "Daha büyük bir felaket mi geliyor?" sorusuna yanıt ararken, konunun uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, sahadaki tektonik yapıyı analiz ederek durumu netleştirdi.
Bölgesel kırılmaların karakteri farklı
Üşümezsoy, deprem riskini belirleyen temel faktörün fayın uzunluğu ve kırılma alanı olduğunu hatırlatarak, Pınarbaşı'ndaki durumun sanılanın aksine tek bir büyük fay hattına bağlı olmadığını belirtti. Bölgedeki sarsıntıların birbirini tetikleyen küçük blokların ve kısa fay parçalarının hareketinden kaynaklandığını ifade eden uzman isim, bu durumun yıkıcı bir deprem beklentisiyle eşdeğer tutulmaması gerektiğini vurguladı.
6 Şubat depremleriyle doğrudan ilişkili değil
Kamuoyunda en çok merak edilen konulardan biri olan "Bu sarsıntılar 6 Şubat depremlerinin devamı mı?" sorusuna da açıklık getiren Üşümezsoy, Pınarbaşı'ndaki fay sisteminin Kahramanmaraş ve Elbistan merkezli ana fay mekanizmasından yapısal olarak tamamen ayrıştığını kaydetti. Yaşanan hareketliliğin, büyük deprem senaryoları ile doğrudan bir bağlantısı olmadığını savundu.
Toros bloğundaki dönüş hareketi tetikliyor
Açıklamalarında Toroslar ve Çukurova hattındaki tektonik düzene dikkat çeken Prof. Dr. Üşümezsoy, Toros bloğunun saat yönünün tersine doğru dönen bir sistem içerisinde olduğunu ifade etti. Bu dönüş hareketinin bölgede çok sayıda küçük kırığı tetiklediğini belirten Üşümezsoy, Kayseri, Sarız, Tufanbeyli ve Şarkışla hattında zaman zaman görülen bu tür orta şiddetli sarsıntıların, bölgenin jeolojik yapısı gereği doğal ve beklenen bir süreç olduğunu sözlerine ekledi.