Dünya genelinde 1,6 milyon kişinin verileriyle yapılan devasa araştırma, beslenme tercihlerinin kanser riskindeki belirleyici rolünü gözler önüne sererken, uzmanlar tek taraflı diyetlerin yanıltıcı olabileceği konusunda uyardı.
Beslenme alışkanlıkları ile kanser gelişimi arasındaki ilişkiyi mercek altına alan ve üç kıtadan verilerin dahil edildiği kapsamlı meta-analiz, tabağımızdaki seçimlerin sağlığımızı nasıl şekillendirdiğini bir kez daha tartışmaya açtı. 16 yıla varan takip süreleriyle gerçekleştirilen çalışma, vejetaryenlerden veganlara, pesketaryanlardan kırmızı et tüketenlere kadar farklı beslenme modellerini bilimsel bir zeminde karşılaştırdı.
Vejetaryen ve pesketaryan beslenenlerde pankreas, prostat, böbrek ve meme kanseri gibi bazı türlerde riskin daha düşük olduğu gözlemlenirken, vegan beslenen gruplarda kolorektal kanser oranlarında şaşırtıcı bir artış kaydedildi. Bu veriler, tek bir beslenme modelinin "mucizevi bir koruma" sağlamadığını, aksine yaşam tarzının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ortaya koydu.
İşlenmiş gıdaların gizli tehdidi
Araştırmayı değerlendiren Prof. Dr. Merdan Fayda, sonuçların yüzeysel bir et tüketimi tartışmasına indirgenmesinin büyük bir hata olacağını vurguladı. Özellikle sosis, sucuk ve salam gibi ürünlerdeki nitritlerin yüksek ısıda kanserojen nitrozaminlere dönüştüğünü hatırlatan Fayda, bu ürünlerin sofralardan hızla uzaklaştırılması gerektiğini belirtti.
Sadece kırmızı eti diyetten çıkarmanın tek başına yeterli bir önlem olmadığını ifade eden Prof. Dr. Fayda, şu uyarılarda bulundu: "Bir kişi vejetaryen olabilir ancak sürekli aşırı işlenmiş gıdalar veya sağlıksız karbonhidratlarla besleniyorsa, kanser riski devam eder. Vegan beslenmede görülen kolorektal kanser artışı da muhtemelen kalsiyum eksikliği veya endüstriyel, aşırı işlenmiş gıdaların yoğun tüketimiyle ilişkilidir."
Kanserle mücadelede bütüncül yaklaşım
Uzmanlar, kanser riskini azaltmanın sadece "ne yediğimizle" değil, "nasıl yaşadığımızla" doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Fayda, Dünya Sağlık Örgütü verilerine atıfta bulunarak, kanser ölümlerinin yarısının değiştirilebilir faktörlerle engellenebileceğinin altını çizdi.
Fiziksel aktivite eksikliği, obezite, alkol ve sigara kullanımı, güneş ışığına kontrolsüz maruziyet ve aşılanma süreçlerinin ihmal edilmesi, beslenme kadar kritik öneme sahip. Kısacası; sağlıklı bir yaşam için sadece et tüketimini azaltmak değil, işlenmiş gıdalardan uzak duran, hareketli ve dengeli bir yaşam tarzını benimsemek hayati bir zorunluluk taşıyor.