Sıcaklıkların artması ve yağışların mevsim normallerinin altında kalmasıyla İstanbul’un barajlarındaki doluluk oranı yüzde 56 seviyelerine geriledi; uzmanlar ise su yönetiminde tasarruf vurgusu yaparak sonbahar aylarına dikkat çekiyor.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verileri, megakentteki su rezervlerinin yaz aylarıyla birlikte ciddi bir düşüş eğilimine girdiğini gözler önüne serdi. Mayıs ayında yüzde 72’yi aşan doluluk oranları, bugün itibarıyla yüzde 56,63 seviyesine kadar çekildi. Toplam 868 milyon metreküp biriktirme hacmine sahip olan barajlarda şu an yaklaşık 491 milyon metreküp su bulunuyor.
Barajlardaki su seviyeleri farklılık gösterirken; Sazlıdere, Istrancalar, Kazandere ve Pabuçdere gibi noktalarda doluluk oranları yüzde 30’lar seviyesine kadar gerilemiş durumda.
Beş aylık kritik eşik
İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Güven Özdemir, mevcut tabloyu "barajlara hiç su girişi olmaması ve dış kaynaklardan takviye yapılmaması" senaryosu üzerinden değerlendirdi. Özdemir, bu durumda kentin elinde yaklaşık 154 günlük, yani 5 aylık bir su rezervi kaldığını belirtti. Günlük tüketimin 3,2 ile 3,8 milyon metreküp arasında değiştiğini hatırlatan Özdemir, Melen ve Yeşilçay gibi dış havzalardan gelen suyun hayati bir rol oynadığını ifade etti.
Yaz mevsiminde buharlaşmanın ve artan su kullanımının rezervleri zorladığını belirten Özdemir, "Yaz için şu an bir kriz görünmüyor ancak eylül ayından itibaren barajlardaki su miktarı azaldıkça risk büyüyecek. İstanbul’un tüm barajları tam dolu olsa bile kentin bir yıllık su ihtiyacını tek başına karşılayacak kapasitesi yok" uyarısında bulundu.
Tasarruf ve geri dönüşüm şart
İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros ise su yönetiminde sadece yeni kaynak arayışının yeterli olmadığını, tüketim alışkanlıklarının değişmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle sonbahar yağışlarının kış dönemine giriş seviyesini belirleyeceğini söyleyen Toros, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Eylül ayından itibaren başlayacak yağışların miktarı ve sürekliliği, su rezervlerimizin geleceğini tayin edecek. Bu nedenle yağış rejimini yakından takip etmeliyiz. Sadece arzı artırmak değil, mevcut suyu verimli kullanmak da temel stratejimiz olmalı. Evlerde, sanayide ve iş yerlerinde tasarruf odaklı uygulamalar, atık suların geri kazanımı ve yağmur suyu hasadı gibi yöntemler, gelecekteki su stresi riskini minimize edecektir."
Uzmanlar, bireysel düzeyde yapılacak küçük tasarruf hamlelerinin, milyonlarca insanın yaşadığı İstanbul gibi devasa bir metropolde toplam su tüketimi üzerinde büyük bir olumlu etki yaratacağının altını çiziyor.