Erzurum Teknik Üniversitesi’nin ev sahipliğinde toplanan Türkiye’nin 12 büyük teknik üniversitesi, yapay zekanın akademik hayattaki geleceğini masaya yatırdı. Akademisyenler, sadece teknolojiye uyum sağlamayı değil, etik değerleri koruyarak bu dönüşümü nasıl yöneteceklerini tartıştı.
DİJİTAL SINIFLARIN YOL HARİTASI
Toplantıda öne çıkan temel görüş, yapay zekayı bir tehdit olarak görmekten ziyade, doğru yönetilmesi gereken bir "karar destek mekanizması" olarak tanımlamak oldu. ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, üniversitelerin kendi iç süreçlerinde kullanmaya başladığı "ETÜ Bilge" gibi yerli yapay zekâ ajanlarının, kurumsal bilgiyi daha güvenli hâle getirdiğini vurguladı. Uzmanlar, yapay zekanın akademik dürüstlüğü zedelememesi için öğrencilere bu araçları nasıl sorgulayacaklarının öğretilmesi gerektiğinin altını çizdi.
YENİ EĞİTİM MODELİ VE İNSAN FAKTÖRÜ
Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, yapay zekanın artık sadece bilgisayar mühendisliğinin değil, tüm disiplinlerin ortak sorunu olduğunu belirtti. Geleceğin üniversitesinde hocaların rolü de değişiyor; akademisyenler sadece bilgi aktaran değil, yapay zekâ araçlarını doğru kullanmayı öğreten rehberlere dönüşüyor. Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şeref Naci Engin ise teknolojinin merkezinde mutlaka insanın kalması gerektiğini, eleştirel düşünme becerisi olmayan bir kullanıcının yapay zekadan verim alamayacağını hatırlattı.
Peki bu durum öğrencileri nasıl etkileyecek? Kısa vadede yapay zekâ okuryazarlığı derslerinin müfredata girmesi, uzun vadede ise ezberin yerini "sorgulama ve doğrulama" odaklı sınav sistemlerinin alması bekleniyor. Üniversiteler, gençleri yapay zekayı bir kopya aracı olarak değil, bir asistan olarak kullanmaya teşvik edecek.