Akademik dünyada sular durulmuyor; son dönemde vakıf üniversitelerinde artan toplu işten çıkarmalar, eğitim camiasında derin bir endişe ve tepki dalgasına yol açtı.
Akademik özgürlük ve iş güvencesi tartışmaları, vakıf üniversitelerinde yaşanan son gelişmelerle yeniden alevlendi. Sekiz farklı meslek kuruluşu, sendika ve akademisyen örgütü bir araya gelerek, vakıf üniversitelerindeki işten çıkarma pratiklerinin sistematik bir hal aldığını duyurdu. Verilere göre, sadece 2024 yılı başından bu yana en az 446 akademisyenin görevine son verildi.
Sadece son bir ayda İstanbul genelindeki vakıf üniversitelerinde 150’yi aşkın öğretim elemanının sözleşmesinin yenilenmemesi, durumun vahametini gözler önüne seriyor. Örgüt temsilcileri, paylaşılan rakamların buzdağının sadece görünen kısmı olduğunu, gerçek mağduriyet oranının çok daha yüksek olduğunu ifade ediyor.
Akademik yılın bitişiyle birlikte tekrarlanan bu süreç, üniversite yönetimleri tarafından genellikle ekonomik gerekçeler veya kadro fazlalığı gibi nedenlerle savunuluyor. Ancak akademisyenler, üniversitelerin ticarethane gibi yönetildiğini, kâr getirmeyen bölümlerin kapatılarak akademisyenlerin birer "gider kalemi" olarak görüldüğünü savunuyor.
Hukuki süreçler ve yaptırım çağrısı
Ortak açıklamada dikkat çeken bir diğer nokta ise yargı kararlarının hiçe sayılması oldu. Mahkemelerin verdiği işe iade kararlarının birçok vakıf üniversitesi tarafından uygulanmadığı belirtilirken, bu durumun hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı.
Sendikalar ve meslek örgütleri, bu tablonun sadece akademisyenlerin değil, öğrencilerin de nitelikli eğitim hakkını gasp ettiğini dile getiriyor. Akademik kadroların belirsiz süreli sözleşmelerle çalıştırılmasının yarattığı güvencesizlik ortamının, bilimsel faaliyetlerin geleceğini tehdit ettiği belirtiliyor.
YÖK'e denetim sorumluluğu hatırlatıldı
Yaşanan bu süreçten çıkış yolu arayan sekiz kurum, dört ana başlıkta somut taleplerini sıraladı. Başta Yükseköğretim Kurulu (YÖK) olmak üzere tüm yetkili mercileri göreve çağıran örgütler, şu taleplerin acilen karşılanmasını istiyor:
Keyfi fesihlerin derhal son bulması ve mağdur edilen akademisyenlerin görevlerine iade edilmesi.
Yargı kararlarının uygulanması ve bu kararlara direnç gösteren yönetimlere caydırıcı yaptırımlar getirilmesi.
YÖK’ün vakıf üniversiteleri üzerindeki denetim mekanizmalarını etkin bir şekilde çalıştırması.
Akademisyenlerin sendikal haklarının ve iş güvencelerinin yasal güvence altına alınması.
Bu çağrı, üniversitelerin kâr odaklı bir yapıdan ziyade, bilimsel üretimin merkezi olması gerektiği yönündeki beklentiyi bir kez daha gündemin merkezine taşıdı.