Antalya'nın Alanya ilçesinde 21 Kasım 2025 tarihinde yaşanan ve genç bir kızın hayallerini elinden alan trafik kazası, bugün hukuk sistemine yönelik derin bir tartışmayı beraberinde getirdi. Spor salonundan çıkarak evine doğru yürüyen 18 yaşındaki Ceren Karadayı, 2,06 promil alkollü olduğu tespit edilen Kübra Sulutaş'ın kullandığı otomobilin çarpması sonucu olay yerinde hayatını kaybetti. Üniversite sınavına hazırlanan ve geleceğe dair büyük umutları olan genç kızın ölümü, ailesi için telafisi imkansız bir yıkıma yol açarken, kazanın ardından yargı sürecinde alınan kararlar acılı aileyi bir kez daha derinden sarstı.

Adalet arayışında bitmeyen hüzün
Kazanın ardından tutuklanan sürücü Kübra Sulutaş hakkında bilinçli taksirle ölüme neden olma suçlamasıyla dava açıldı. Alanya 6'ncı Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 5 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan sanık, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11'inci Ceza Dairesi'nin 30 Nisan 2026 tarihli onama kararıyla birlikte tahliye edildi. Yargılama sürecinde sanığın aşırı hızlı olduğu ve yasal sınırın çok üzerinde alkol tükettiği teknik raporlarla sabitlenmesine rağmen verilen bu tahliye kararı, Ceren'in ailesi tarafından kabul edilemez bulundu. Aile, cezanın yetersiz olduğu gerekçesiyle dosyayı Yargıtay'a taşıyarak hukuk mücadelesini bir üst aşamaya taşıdı.

Bir annenin en büyük mirası hatıralar
İlk eşinden olan kızı Ceren'in vefatından sonra eşinin tayini nedeniyle Hatay'a yerleşen anne Hatice Yıldırım, kızının yokluğuyla geçen her günün bir işkenceye dönüştüğünü ifade ediyor. Kızının çocukluğundan bu yana her anını özenle biriktiren Yıldırım, evladına olan bağlılığını şu sözlerle dile getiriyor: Kızımın 11 yaşına kadar kestiğim tırnaklarını dahi atmadım, saçlarını ve kirpiklerini bir mücevher gibi sakladım. Ondan kalan en küçük hatıraya bile büyük bir titizlikle sahip çıkarken, şimdi onu kara toprağa vermenin acısını yaşıyorum. Benim için 18 yıllık bir hayatın karşılığı, sadece beş ay hapis yatan bir sanık olamaz.

Olası kast vurgusu ve ceza talebi
Anne Hatice Yıldırım, sanığın yargılama boyunca hiçbir pişmanlık belirtisi göstermediğini ve bu durumun ceza indirimleri konusunda adaletsizliğe yol açtığını savunuyor. Olay günü 50 kilometre hız sınırı bulunan bir yolda 81 kilometre hızla seyreden alkollü sürücünün, eyleminin sonuçlarını öngörebilecek durumda olduğunu belirten Yıldırım, davanın bilinçli taksir yerine olası kast kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bir anne olarak sadece adalet istediğini belirten Yıldırım, sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını ve hiçbir indirim uygulanmadan cezasını çekmesini talep ederek, sesinin duyulması için yetkililere çağrıda bulunuyor. Ceren'in kaybı, sadece bir ailenin değil, toplumun vicdanında da derin bir yara açmaya devam ediyor.
