Son dönemde denizlerimizde peş peşe yaşanan kazalar, denizcilik sektöründe güvenlik standartlarını ve gemilerin teknik yeterliliklerini yeniden tartışmaya açtı. İstanbul Gelişim Üniversitesi Deniz ve Liman İşletmeciliği Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi ve Uzakyol Gemi Kaptanı Ramazan Açıkgöz, özellikle Silivri açıklarında batan gemi ile Girne'de yaşanan trajik olayın perde arkasını teknik bir bakış açısıyla değerlendirdi. Açıkgöz'ün analizleri, kazaların sadece doğal koşullardan değil, ciddi teknik ihmallerden kaynaklanmış olabileceğine dair çarpıcı ipuçları sunuyor.
Kapasite artırımı uğruna geminin dengesi mi bozuldu?
Silivri açıklarında meydana gelen ve bir geminin batmasıyla sonuçlanan çatışma, teknik incelemelerin odağına yerleşti. Dr. Açıkgöz, batan geminin orijinal tasarımının çift cidarlı ve tek ambarlı olduğunu belirterek, geminin taşıma kapasitesinin sonradan 4 bin tonun üzerine çıkarılmasının yapısal bir müdahaleye işaret edebileceğini savundu. Çift cidarların, geminin yüzerliliğini ve dengesini korumak için kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Açıkgöz, bu yapıların kaldırılmasının gemiyi tek cidarlı hale getirdiğini ve olası bir yara alma durumunda geminin hızla su alarak batmasına neden olduğunu ifade etti. Uzman isim, eğer geminin yapısal bütünlüğü korunmuş olsaydı, belki de bugün su yüzeyinde kalmaya devam edebileceğini belirtti.
Kaza anında zamanla yarış ve bildirim süreçleri
Kazaların ardından en çok tartışılan konulardan biri de müdahale süreleri oldu. Silivri'deki olayda batan geminin, batış esnasında su basıncıyla otomatik olarak devreye giren sistem sayesinde Ankara'daki Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezine sinyal gönderdiği anlaşıldı. ALSU gemisinin kazayı geç bildirdiği yönündeki iddiaları da değerlendiren Açıkgöz, çarpışma sonrası mürettebatın öncelikle kendi gemilerinin güvenliğini ve can emniyetini sağlama zorunluluğu olduğunu hatırlattı. Bildirim süresinin, yaşanan şok ve kriz yönetimi gereklilikleri göz önüne alındığında makul karşılanabileceğini belirten Açıkgöz, kaza kırım raporlarının gerçek sorumluları ortaya çıkaracağını vurguladı.
Girne faciasında ihmal zinciri: Yolcuların uyarıları dikkate alınmadı
Girne açıklarında 267 yolcuyla batan gemi olayı ise bambaşka bir ihmal tablosunu gözler önüne seriyor. Fırtınalı havada yola çıkılmaması gerektiğini belirten Açıkgöz, geminin daha önce karaya oturma gibi kazalar geçirdiğine dikkat çekti. Özellikle geminin iskele tarafındaki yüzer kısmının su aldığına dair iddiaların, geminin teknik olarak denize elverişli olmadığını gösterdiğini ifade etti. Yolcuların kaptana geri dönülmesi yönündeki uyarılarının dikkate alınmamasının büyük bir hata olduğunu belirten Açıkgöz, uluslararası denizcilik kuralları gereği yolcuların tahliye süreçleri ve can kurtarma araçları konusunda bilgilendirilmesinin zorunlu olduğunu, ancak bu vakada bu temel prosedürlerin dahi eksik kalmış olabileceğini sözlerine ekledi.