Gayrimenkul piyasasında uzun süredir devam eden durgunluk ve maliyet baskısı, sektör temsilcilerinin 2027 yılına dair beklentilerini şekillendiriyor. Erdem İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Erdem, son yıllarda inşaat sektörünü derinden etkileyen arsa, işçilik ve hammadde fiyatlarındaki hızlı yükselişin, konut satış fiyatlarına aynı oranda yansımadığını belirtti. Bu durumun sürdürülebilir olmadığını ifade eden Erdem, mevcut ekonomik tablonun konut alımı için önemli bir fırsat penceresi sunduğunu savunuyor. Geçmiş dönemlerde projelerin başlangıç ve bitiş süreçlerinde fiyatların 5-6 katına kadar çıktığına dikkat çeken sektör uzmanları, benzer bir hareketliliğin önümüzdeki süreçte yaşanabileceği konusunda uyarıyor.
Maliyet baskısı fiyatları yukarı taşıyacak
Üretim maliyetlerindeki artışın önümüzdeki dönemde konut fiyatları üzerinde daha güçlü bir baskı oluşturması bekleniyor. Sedat Erdem, özellikle son üç ila beş yıllık süreçte yaşanan maliyet artışlarının henüz piyasa fiyatlarına tam anlamıyla yansımadığını, bu dengesizliğin uzun süre devam etmesinin mümkün olmadığını vurguluyor. Yatırımcıların bu durumu bir fırsat olarak değerlendirmesi gerektiğini belirten Erdem, konutun yeniden en güvenli limanlardan biri haline geleceğini öngörüyor. Artan üretim maliyetlerinin kaçınılmaz olarak satış fiyatlarını yukarı çekeceği beklentisi, gayrimenkulü uzun vadeli bir yatırım aracı olarak öne çıkarıyor.
Yatırımcılar gayrimenkule geri dönüyor
Son yıllarda altın ve döviz gibi yatırım araçlarının ön planda olduğu bir ekonomik iklim yaşandı. Ancak 2026 yılı itibarıyla bu araçlardaki yükseliş ivmesinin yerini gayrimenkulün yeniden değer kazanacağı bir sürece bırakacağı tahmin ediliyor. 2027 yılının konut yatırımları açısından bir dönüm noktası olacağını belirten sektör temsilcileri, vatandaşların ev sahibi olma hayallerini gerçekleştirmeleri için kredi faiz oranlarının ödeme gücüne uygun seviyelere çekilmesinin kritik bir öneme sahip olduğunu ifade ediyor. Yüksek kredi maliyetlerinin şu an için bir engel teşkil ettiğini kabul eden uzmanlar, faiz oranlarındaki olası bir iyileşmenin piyasayı hızla hareketlendireceği görüşünde birleşiyor.
Ekonomik zincirin lokomotifi inşaat sektörü
İnşaat sektörü, yalnızca konut üretimiyle sınırlı kalmayıp, demircisinden elektrikçisine, tesisatçısından mobilyacısına kadar yaklaşık 200 farklı iş kolunu doğrudan veya dolaylı olarak besleyen devasa bir ekonomik ekosistemi temsil ediyor. Sektördeki hareketliliğin artması, ülke genelinde istihdamın güçlenmesi ve üretimin desteklenmesi anlamına geliyor. Sedat Erdem, 2027 yılının gayrimenkul sektöründe yeniden canlılığın başladığı bir yıl olacağına inandıklarını belirterek, konut sahibi olmak isteyen vatandaşların mevcut fırsatları dikkatle değerlendirmeleri gerektiğini tavsiye ediyor. Sektörün bu büyük ekonomik zinciri ayakta tutma kapasitesi, önümüzdeki yıllarda Türkiye ekonomisi için de belirleyici bir rol oynamaya devam edecek.