İstanbul'un kalbinde yer alan ve dünya arkeoloji tarihinin en kıymetli koleksiyonlarına ev sahipliği yapan İstanbul Arkeoloji Müzeleri, tarihinin en kapsamlı restorasyon ve güçlendirme çalışmalarından birini tamamladı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un bizzat yakından takip ettiği süreç, müze yerleşkesinin sadece binalarını değil, avlusundan giriş güzergahına kadar tüm çehresini değiştirdi. Cumhuriyet tarihinin en büyük ihya projelerinden biri olarak nitelendirilen bu dönüşüm, müzenin hem yapısal güvenliğini artırdı hem de ziyaretçi deneyimini çağdaş müzecilik standartlarına taşıdı.

Tarihi dokuya modern dokunuş
Müze yerleşkesindeki çalışmalar, 2011 yılında Klasik Müze Binası ile başlatılan uzun soluklu bir sürecin parçası olarak etaplar halinde yürütüldü. 2021 yılında Klasik Bina'nın ziyarete açılmasının ardından, üçüncü etap kapsamında Çinili Köşk ve Eski Şark Eserleri Müzesi'nde yoğun bir mesai harcandı. Eski Şark Eserleri Müzesi'nde betonarme ve volta tavan döşemeleri güçlendirilirken, yapının kâgir duvarları da aslına uygun şekilde restore edildi. Asur, Babil, Hitit ve Mısır gibi medeniyetlerin eserlerinin sergilendiği salonlar, uzman akademisyenlerin danışmanlığında, eser güvenliğini en üst seviyeye çıkaran modern aydınlatma ve teşhir sistemleriyle yeniden düzenlendi. 6 Temmuz itibarıyla kapılarını tekrar açan bu bölüm, ziyaretçilere tarihle iç içe bir atmosfer sunuyor.

54 bin çiniye özel restorasyon
Çinili Köşk'te yürütülen çalışmalar ise adeta bir cerrah titizliğiyle gerçekleştirildi. Köşkün dış cephesinde yer alan yaklaşık 54 bin çininin her biri için ayrı müdahale paftaları hazırlandı. Temizlikten sağlamlaştırmaya, renklendirmeden konservasyona kadar uzanan bu hassas süreç, yapının özgün karakterini korumayı hedefledi. Çatıdaki eski kurşun kaplamaların kaldırılıp yerine özgün yapıya uygun uygulamaların yapıldığı köşkte, İznik, Kütahya ve Selçuklu salonları da yenilenen vitrin sistemleriyle ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Ayrıca Selsebilli Oda'da Osman Hamdi Bey'in canlandırıldığı özel panel uygulaması, ziyaretçilere müze içerisinde interaktif bir deneyim yaşatıyor.

Gülhane'den başlayan yeni bir rota
Müze yerleşkesinin bütününe yayılan bu dönüşüm, ziyaretçi girişinin Gülhane Meydanı'na taşınmasıyla yeni bir boyut kazandı. Oluşturulan yeni karşılama merkezi ile müze alanı, Gülhane ile bütünleşen bir yapıya kavuştu. Müze ile meydan arasındaki Osman Hamdi Bey Yokuşu, artık sadece bir geçiş yolu değil, 38 arkeolojik eserin sergilendiği bir açık hava müzesine dönüştü. Müze avlusunda yapılan peyzaj düzenlemeleriyle birlikte toplamda 140'a yakın eser, açık teşhir alanlarında ziyaretçilerle buluşuyor. Bakan Ersoy, bu çalışmalarla müzenin sadece eserlerin korunduğu bir depo değil, sanat ve mimariyle bütünleşen yaşayan bir kültür alanı haline getirildiğini ifade ederek, emeği geçen tüm uzmanlara ve çalışanlara teşekkürlerini iletti.




