Havadis | İstanbul | Kendini sağlıklı sananlar yanılıyor: Türkiye'nin sağlık karnesinde şaşırtan çelişki

Kendini sağlıklı sananlar yanılıyor: Türkiye'nin sağlık karnesinde şaşırtan çelişki

Siemens Healthineers Türkiye tarafından gerçekleştirilen 3. Sağlık Okuryazarlığı Araştırması, toplumun genel sağlık algısı ile gerçek alışkanlıkları arasındaki derin uçurumu gözler önüne serdi. Kendini sağlıklı hissedenlerin oranı rekor seviyeye ulaşırken, kronik hastalıkların artışı ve doktora gitme alışkanlıklarındaki eksiklikler dikkat çekiyor.

Siemens Healthineers Türkiye tarafından gerçekleştirilen 3. Sağlık Okuryazarlığı Araştırması, toplumun genel sağlık algısı ile gerçek alışkanlıkları arasındaki derin uçurumu gözler önüne serdi. Kendini sağlıklı hissedenlerin oranı rekor seviyeye ulaşırken, kronik hastalıkların artışı ve doktora gitme alışkanlıklarındaki eksiklikler dikkat çekiyor.

Kendini sağlıklı sananlar yanılıyor: Türkiye'nin sağlık karnesinde şaşırtan çelişki
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Türkiye genelinde 18-65 yaş aralığındaki 600 kişiyle gerçekleştirilen kapsamlı araştırma, toplumun sağlık algısına dair çarpıcı bir tabloyu ortaya koydu. Siemens Healthineers Türkiye ve FutureBright Group iş birliğiyle hazırlanan 3. Sağlık Okuryazarlığı Araştırması, vatandaşların kendilerini eskiye oranla çok daha sağlıklı hissettiklerini gösteriyor. Ancak bu iyimser tablo, verilerin derinliklerine inildiğinde yerini ciddi soru işaretlerine bırakıyor. 2022 yılında yüzde 71, 2024 yılında yüzde 64 olan kendini sağlıklı hissetme oranı, bu yıl yüzde 76 gibi yüksek bir seviyeye tırmanmış durumda. Ne var ki, bu özgüven artışı yaşam tarzı verileriyle örtüşmüyor. Hiç spor yapmadığını belirtenlerin oranı yüzde 21'den yüzde 39'a fırlarken, sigara kullanım oranları yüzde 46,5 ile alarm vermeye devam ediyor. Üstelik katılımcıların yarısı stres altında yaşadığını ifade ediyor.

Hastalık korkusu erken teşhisin önündeki en büyük engel

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, toplumun sağlık sistemine yaklaşımındaki pasif tutum oldu. Katılımcıların yüzde 52,7'si, herhangi bir şikâyet hissetmedikleri sürece doktora gitmeyi tercih etmiyor. Rutin kontrollerini aksatanların yüzde 32'si ise bu durumu oldukça çarpıcı bir gerekçeyle açıklıyor: Hastalık çıkar korkusu. Uzmanlar, bu yaklaşımın erken tanı şansını doğrudan yok ettiğini vurguluyor. İstanbul Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Şükrü Mehmet Ertürk, iyi hissetmenin her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmediğini belirterek, özellikle inme ve kalp krizi gibi zamanla yarışılan durumlarda belirtileri tanımanın hayati önem taşıdığını hatırlatıyor. Öte yandan, check-up alışkanlığında son iki yılda bir artış gözlemlense de, toplumun büyük bir kısmı hala kalp krizi veya Alzheimer gibi kritik hastalıkların erken belirtilerini ayırt etmekte zorlanıyor.

Kadın sağlığında umut verici yükseliş

Araştırma, kadın sağlığı özelinde ise oldukça olumlu bir gelişmeye işaret ediyor. 30 yaş üstü kadınlarda mamografi yaptırma oranı, iki yıl gibi kısa bir sürede yüzde 23'ten yüzde 54'e yükseldi. Kadınların yüzde 70'i kendi kendine meme muayenesi yöntemine hakim olduğunu belirtirken, bu gruptakilerin yüzde 80'i yöntemi düzenli uyguladığını ifade ediyor. Yine de mamografi çektirmeyen kadınların yarısından fazlası, herhangi bir şikâyetleri olmadığını gerekçe göstererek taramaları erteliyor. Bu durum, tarama testlerinin bir hastalık belirtisi değil, düzenli bir yaşam alışkanlığı olarak benimsetilmesi gerektiğini bir kez daha kanıtlıyor.

Yapay zeka teşhis değil, destek aracı olarak görülüyor

Dijitalleşen sağlık dünyasında yapay zeka kullanımı da araştırmanın ana gündem maddelerinden biri oldu. Katılımcıların yüzde 40'ı tahlil sonuçlarını yapay zekaya yorumlattığını itiraf ederken, bu deneyimin hem kontrol hissini artırdığı hem de ciddi bir kafa karışıklığı ve endişe yarattığı gözlemlendi. Ancak toplumun yapay zekaya bakışı, doktorun yanında konumlandırıldığında netleşiyor. Halkın yüzde 64'ü, doktorun kararını destekleyen bir yapay zeka teknolojisine güven duyuyor. Siemens Healthineers Türkiye yöneticileri Ertan Cömert ve Gürdal Şahin, teknolojinin tek başına bir çözüm olmadığını, asıl amacın hekimlerin karar süreçlerini doğru verilerle güçlendirmek ve toplumda şikâyet beklemeyen bir sağlık kültürü oluşturmak olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Fatih Aydın ise laboratuvar verilerinin henüz belirti vermeyen riskleri görünür kıldığını belirterek, proaktif bir sağlık yaklaşımının ancak bu verilerin doğru okunmasıyla mümkün olabileceğini ifade ediyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız