Marmara Denizi'nin Silivri açıklarında meydana gelen ve denizcilik camiasını yasa boğan gemi kazasının ardından, batan Tuğberk İmamoğlu gemisinin yetkilileri ve hukuk temsilcileri ilk kez kamuoyunun karşısına çıktı. On mürettebatın kayıp olduğu ve arama kurtarma çalışmalarının zamana karşı bir yarışla devam ettiği olayda, şirket yönetimi kazanın oluş şekline dair dikkat çeken detaylar paylaştı. Türk karasularında, yoğun bir trafik hattı üzerinde gerçekleşen bu elim hadise, hem adli makamların hem de denizcilik otoritelerinin yakın takibinde bulunuyor.
Seyir emniyeti ve ağır yük vurgusu
Kazanın teknik bir arızadan kaynaklanmadığını belirten sigortacı Emin Yaşacan, geminin durumu hakkında önemli bilgiler verdi. Yaşacan, gemilerinde herhangi bir teknik aksaklık veya kusur bulunmadığını vurgulayarak, olayın temelinde bir seyir ve sefer emniyeti ihlali yattığını ifade etti. Batan geminin oldukça ağır bir yük taşıdığına dikkat çeken Yaşacan, yaklaşık 200 kamyonluk demir çelik yükünün, geminin aldığı en ufak bir darbede dahi hızla batmasına neden olduğunu belirtti. Olayın savcılık aşamasında titizlikle incelendiğini ve tüm detayların adli süreç sonunda netleşeceğini sözlerine ekledi.
Trafik ayrım şemasında kritik hata
Olayın hukuki boyutunu ve arama kurtarma süreçlerini değerlendiren avukatlar, kazanın gerçekleştiği bölgenin önemine vurgu yaptı. Donatan avukatı Selçuk Esenyel, kazanın İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri'nin kontrol alanı içerisinde ve trafik ayrım şeması olarak bilinen seperasyon hattında meydana geldiğini belirtti. Dr. Kaptan Cahit İstikbal ise kazanın oluş biçimine dair daha spesifik bir iddiada bulunarak, gemilerden birinin belirlenen rotada seyrederken, diğerinin çapraz geçiş yapmaya çalışması neticesinde çarpışmanın yaşandığını ifade etti. Bu durum, deniz trafiğindeki kuralların ihlal edilmiş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Arama kurtarma faaliyetlerinde adli soruşturma
Şirket yetkilileri, önceliklerinin kayıp denizcilerin sağ salim bulunması olduğunu yineleyerek, arama kurtarma çalışmalarına tam destek verdiklerini açıkladı. Kamu birimlerinin, batan gemiden gelen EPIRB sinyali üzerine hızla harekete geçtiğini belirten avukatlar, diğer geminin arama kurtarma faaliyetlerine ne ölçüde katkı sağladığının ise Silivri Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın konusu olduğunu ifade etti. Müvekkil şirket, adli sürecin selameti açısından kazaya dair daha fazla yorum yapmaktan kaçınırken, tüm dikkatlerini kayıp personelin akıbetine çevirmiş durumda. Denizcilik camiası, bir yandan arama çalışmalarından gelecek umutlu haberleri beklerken, diğer yandan bu tür kazaların tekrarlanmaması için alınacak önlemleri tartışıyor.