İstanbul'un kalbinde düzenlenen ve binlerce sporcuyu bir araya getiren Bosphorun Quarter Marathon, bu kez sadece sportif bir rekabete değil, aynı zamanda hayati bir sağlık uyarısına ev sahipliği yaptı. Beşiktaş Belediyesi tarafından Kuruçeşme Cemil Topuzlu Parkı'nda gerçekleştirilen ve Medicana'nın sağlık sponsoru olduğu organizasyonda, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında önemli mesajlar verildi. Yarışın 10,5 kilometrelik Bebek-Ortaköy parkurunda koşan katılımcılar, Bir Sonraki Durak Mamografi sloganıyla meme kanserinde erken teşhisin tedavi başarısı üzerindeki belirleyici etkisine dikkat çektiler. Uzmanlar, kanserle mücadelede en büyük silahın geç kalmamak olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Genetik yatkınlıkta erken tarama hayat kurtarıyor
Medicana Ataköy Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Erkan Doğan, meme kanserinde erken evrede yakalanan lezyonların, hastalığın seyrini tamamen değiştirebildiğini belirtti. Görüntüleme teknolojilerinin gelişmesi sayesinde, elle hissedilemeyecek kadar küçük yapıların dahi tespit edilebildiğini ifade eden Prof. Dr. Doğan, erken tanının daha sınırlı cerrahi müdahalelere ve kişiye özel tedavi planlarına olanak tanıdığını vurguladı. Özellikle aile öyküsünde kanser vakası bulunan bireylerin risk altında olduğunu hatırlatan Doğan, genetik yükün fazla olduğu ailelerde tarama takviminin standartların dışına çıkabileceğini belirtti. Prof. Dr. Doğan, ailede anne, baba, kardeş veya diğer yakın akrabalarda görülen kanser türlerinin, bireyin risk profilini yükselttiğini ve bu durumda 20'li yaşların başından itibaren mamografi, meme MR'ı gibi ileri tetkiklerin gerekebileceğini ifade etti.
Kişiye özel takip ve düzenli kontrollerin önemi
Meme kanseri tarama süreçlerinin tek tip bir yaklaşımla değil, kişinin yaşı, hormonal geçmişi ve bireysel risk faktörleri göz önünde bulundurularak planlanması gerektiğini belirten Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Radyoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Filiz Ağaçayak, kadınların vücutlarındaki değişimlere karşı her zaman tetikte olmaları gerektiğini söyledi. Memede ele gelen sertlikler, meme başında meydana gelen içe çekilmeler veya cilt dokusundaki farklılıkların ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Ağaçayak, bu tür belirtilerin fark edilmesi durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmasının hayati önem taşıdığını belirtti. Uzmanlar, mamografinin yanı sıra ultrason ve meme MR gibi görüntüleme yöntemlerinin de risk durumuna göre tarama programlarına dahil edilebileceğini hatırlattı.
Kanserden değil geç kalmaktan korkun
Etkinlikte sadece meme kanseri değil, genel sağlık taramalarının önemi de gündeme getirildi. Prof. Dr. Erkan Doğan, 40 yaşından itibaren kolonoskopi, rahim ağzı taraması için pap smear, akciğer kanseri için tomografi ve prostat kanseri için PSA testlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Kanserle mücadelede korkunun değil, bilinçli hareket etmenin esas olduğunu belirten hekimler, düzenli kontrollerin bir yaşam biçimi haline getirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Erken teşhisin hayat kurtardığını yineleyen uzmanlar, tüm katılımcılara sağlıklarını ertelememeleri çağrısında bulunarak, kanserle mücadelede en büyük engelin geç kalınmış teşhisler olduğunu ifade etti.