Bundan tam 200 yıl önce, 15 Haziran 1826’da Osmanlı İmparatorluğu büyük bir kırılma yaşadı. Sultan 2. Mahmut, yüzyıllardır devletin hem en büyük gücü hem de en büyük engeli haline gelen Yeniçeri Ocağı’nı tarihe gömdü. Bugün İstanbul’da toplanan 2. Türk Askeri Tarih Kongresi, bu devasa değişimi ve ardından gelen kentsel dönüşümü tüm detaylarıyla inceliyor.

ASKERİ GÜCÜN İSYANA DÖNÜŞMESİ
Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Yeniçeri Ocağı’nın zamanla nasıl bir "kanser" hücresine dönüştüğünü anlatıyor. İlk dönemlerde devletin zaferlerinde kilit rol oynayan ocak, ilerleyen yıllarda merkezi otoriteyi hiçe sayan bir yapıya büründü. 36 Osmanlı padişahından 12’sinin askeri isyanlarla tahttan indirilmesi, ordunun reform yapamaz hale geldiğinin kanıtıydı. 2. Mahmut, bu yapıyı ortadan kaldırarak modern ordunun temellerini attı.

ŞEHİR HAFIZASINDAN SİLİNEN İZLER
Ocağın kaldırılması sadece askeri bir operasyon değildi; İstanbul’un çehresi de değişti. Kışlalar yıkıldı, yerlerine modern binalar yapıldı. Yeniçeriliği hatırlatan kahvehaneler kapatıldı, Bektaşi tekkeleri tasfiye edildi ve cirit gibi oyunlar yasaklandı. Devlet, Yeniçerilere dair en küçük izi bile hafızalardan kazımak için geniş çaplı bir kampanya yürüttü. Bugün bu kongrede tartışılan arşiv kayıtları, 200 yıl önceki bu büyük temizliğin sadece askeri değil, sosyal ve ekonomik boyutlarını da gün yüzüne çıkarıyor.

Peki bu gelişme bugünü nasıl etkiler? Askeri tarihçiler, bu kongreyle birlikte Osmanlı'nın modernleşme sancılarını ve ordunun profesyonelleşme sürecini daha net anlama fırsatı buluyor. Türkiye'nin askeri disiplin anlayışının köklerini merak ediyorsan, bu sempozyumdan çıkacak yeni tezler ve arşiv belgeleri tarihimize ışık tutmaya devam edecek.




