Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İstanbul'da düzenlenen Foodist Uluslararası Gıda ve İçecek Ürünleri Fuarı'nın açılışında Türkiye'nin tarımsal üretim kapasitesine dair çarpıcı veriler paylaştı. Bakan Yumaklı, 2002 yılında dünya sıralamasında 12'nci basamakta yer alan Türkiye'nin, bugün ulaştığı 83,2 milyar dolarlık tarımsal hasıla ile 7'nci sıraya yükseldiğini duyurdu. Bu rakamın Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesi olduğunu belirten Yumaklı, 2026 yılı verileriyle birlikte bu başarının daha da ileriye taşınacağının sinyallerini verdi.
Küresel gıda arzında stratejik güç
Türkiye'nin sadece kendi nüfusunu değil, aynı zamanda ülkeyi ziyaret eden 60 milyon turisti de besleyen devasa bir üretim ağına sahip olduğunu ifade eden Yumaklı, gıda arz güvenliğinin artık bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini belirtti. Bakan, Türkiye'nin 185 farklı ülkeye 2 bin 226 çeşit tarım ve gıda ürünü ihraç ederek ekonomiye 32,6 milyar dolarlık bir katkı sağladığını vurguladı. Küresel iklim değişikliği ve kaynakların sınırlı olması nedeniyle dünyada yükselen gıda milliyetçiliğine dikkat çeken Yumaklı, Türkiye'nin bu süreçte kendi kaynaklarını koruyarak sürdürülebilir bir tarım politikası izlediğini ifade etti.
Dünya Bankası'nın 2025 yılı verilerine göre Türkiye'nin dünya ekonomisindeki payı yüzde 1,35 seviyesindeyken, tarımsal üretimdeki katma değer payının yüzde 1,75 olması, sektörün ülke ekonomisi içindeki ağırlığını gözler önüne seriyor. Bakan Yumaklı, bu başarının tesadüf olmadığını, teknolojinin ve planlı üretimin merkeze alınmasıyla elde edildiğini belirtti. FAO'nun 2050 projeksiyonlarına atıfta bulunan Yumaklı, birim alandan daha fazla verim almanın ve tarımı geleceğe taşımanın temel hedefleri olduğunu yineledi.
Tarım diplomasisi ve yeni ticaret koridorları
Tarımın artık ülkeler arası ilişkilerde bir diplomasi aracı olarak kullanıldığını belirten Yumaklı, Çin pazarına yönelik somon, çipura ve levrek gibi su ürünlerinin ihracatında önemli mesafeler katettiklerini açıkladı. Kanatlı et sektöründeki engellerin de kısa sürede aşılacağını müjdeleyen Bakan, Türkiye'nin lojistik avantajlarını kullanarak yeni ticaret güzergahlarını aktif hale getirdiklerini belirtti. Özellikle 15 Nisan 2026 tarihinde yeniden işler hale getirilen Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan transit koridorunun, ihracatçılar için yeni bir fırsat kapısı olduğunu ifade etti.
Sözleşmeli üretimle güvenli liman
Sektörün dış etkenlere karşı korunması gerektiğini vurgulayan Yumaklı, sözleşmeli üretimin önemine özel bir parantez açtı. Sözleşmeli üretimi, dalgalı piyasa koşullarında hem üretici hem de sanayici için bir güvenli liman olarak tanımlayan Bakan, bu sistemin hayata geçirilmesinin tarımsal sürdürülebilirlik için şart olduğunu belirtti. Bakanlık olarak bu konuda yeni düzenlemeler üzerinde çalıştıklarını ve üreticinin emeğini dünya pazarlarıyla buluşturma hedeflerinden taviz vermeyeceklerini sözlerine ekledi.