İzmir'in Seferihisar ilçesi açıklarında 30 Ekim 2020 tarihinde saat 14.51'de meydana gelen 6.6 büyüklüğündeki sarsıntı, kentin hafızasında derin yaralar açtı. Bayraklı ve Bornova bölgelerinde çok sayıda binanın yerle bir olduğu felakette 117 vatandaşımız hayatını kaybederken, 1032 kişi yaralandı. Ancak bu büyük yıkımın ortasında, zamana karşı yarışan İzmir Büyükşehir Belediyesi itfaiye personeli, kendi ailelerinin güvenliğini bir kenara bırakarak enkaz altındaki canları kurtarmak için destansı bir mücadele verdi. Bugün geriye dönüp baktıklarında, o günün acı ve umut dolu anları, kurtarma ekiplerinin zihinlerinde hala ilk günkü tazeliğini koruyor.

Ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide
Depremin en unutulmaz anlarından biri, Bayraklı Manavkuyu’daki Egemen Apartmanı enkazında yaşandı. İtfaiye Çavuşu Murat Ataman ve ekibi, 17 yaşındaki Umut’u kurtarmak için adeta iğneyle kuyu kazdı. Binanın bir katının tamamen çöktüğü, her an yeni bir artçı sarsıntıyla yıkılma riski taşıyan dar bir alanda çalışan ekipler, üzerlerine devrilen bir dolabın yarattığı dehşeti hala hatırlıyor. Ataman, o anları bir yandan genci sakinleştirmeye çalışırken diğer yandan enkaz parçalarını temizledikleri, her saniyenin hayati önem taşıdığı bir süreç olarak tanımlıyor. Umut’un sağ salim çıkarılması, sadece bir kurtarma operasyonu değil, aynı zamanda ekipler için tarif edilemez bir mutluluk kaynağı oldu.

İtfaiye eri Ulaş Eşbah için 30 Ekim depremi, meslek hayatındaki ilk büyük sınavdı. Evli ve bir çocuk babası olan Eşbah, kurtarma çalışmalarının ardından uzun süre tetikte yaşadığını, depremin kişisel dünyasında derin izler bıraktığını ifade ediyor. Benzer şekilde, 14 yıllık itfaiyeci Mesut Yelekçi de hamile eşini ve küçük kızını geride bırakıp göreve koşmanın zorluğunu dile getiriyor. Yelekçi, Umut’un kurtarılmasının ardından ekip arkadaşlarıyla birbirlerine sarıldıkları o anın, tüm yorgunluklarını unutturduğunu belirtiyor. Bu süreç, itfaiyecilerin sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal olarak da ne kadar büyük bir yük taşıdıklarını gözler önüne seriyor.

Korkuya rağmen içeri girmek
Bornova’daki Yılmaz Erbek Apartmanı’nda görev yapan Hüseyin Çağdaş Özbek ise depremi yolda araç kullanırken yaşadı. İki binanın birbirine çarptığına şahit olan Özbek, eşinin gitmemesi yönündeki ricasına rağmen görev bilinciyle enkaz bölgesine ulaştı. Yana yatan binanın içine girmenin büyük bir risk taşıdığını belirten Özbek, göğsüne saplanan korkuya rağmen içeri girdiğini ve betonu kırmaya başladıkça bu korkunun yerini kurtarma azmine bıraktığını anlatıyor. Özbek ve ekibi, 40’lı yaşlarındaki bir kadını sağ olarak kurtararak sağlık ekiplerine teslim etmeyi başardı.

Öte yandan, aynı enkazda görev yapan Ömer Arifoğulları ise madalyonun diğer yüzüne dikkat çekiyor. Ailesini güvenli bir yere yerleştirdikten sonra çalışmalara katılan Arifoğulları, bir kadını kurtarmanın sevincini yaşarken, kısa süre sonra Yağcıoğlu Apartmanı’nda bir anne ve çocuğunun cansız bedenlerine ulaşmanın derin üzüntüsünü tattı. Enkaz başında yakınlarından haber bekleyen ailelerin feryatlarının, bir itfaiyecinin meslek hayatı boyunca taşıyacağı en ağır yük olduğunu vurgulayan Arifoğulları, her büyük afette aslında bir parçalarını orada bıraktıklarını ifade ediyor. Bu fedakâr ekipler, sadece binaları değil, aynı zamanda umutları da enkazdan çekip çıkarmak için o gün orada, hayatlarının en zorlu mücadelesini verdiler.



