Adliyelerde dosyaların kaderini belirleyen bilirkişilik sistemi, son dönemde uzmanlık kriterlerinden uzaklaşarak bir rant kapısı haline geldi. Sadece 48 saatlik eğitimle bilirkişi olabilen kişilerin hazırladığı raporlar, yılların hukuk tecrübesine sahip hakimlerin kararlarını doğrudan etkiliyor.
Sektörün iç yüzü
Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, sistemin "ahbap çavuş" ilişkileriyle yürüdüğünü belirtiyor. Yıllık 5 milyar TL'lik devasa bir bütçenin döndüğü bu alanda, devlet memurları dahi mesai saatlerinde bilirkişilik yaparak kendi asli görevlerini aksatıyor. Hakimler iş yükünü hafifletmek için bu raporlara güvenirken, adaleti sağlamakla görevli bilirkişilerin birçoğu işin ehli olmaktan uzaklaşıyor.
Vatandaşın cebine etkisi
Bu durum doğrudan senin cebini yakıyor. Hatalı veya özensiz hazırlanan raporlar yüzünden davalar uzuyor, mağduriyetler katlanıyor ve süreç boyunca bilirkişi ücretlerini yine sen ödüyorsun. Şahin, Kayseri'de hatalı rapor düzenleyen 3 doktorun ömür boyu meslekten men edildiğini hatırlatarak, artık bu dosyaların daha sıkı takip edileceğini vurguluyor.
Sistemin geleceği ne olacak
Devlet, hatalı rapor verenleri sistemden çıkarmaya başlasa da köklü bir reforma ihtiyaç var. Hakimlerin, bilirkişilerin gerçek uzmanlıklarını sorgulamadığı veya memurların mesai saatleri içinde bu işi yapmasına göz yumulduğu sürece adalet mekanizması ağır işlemeye devam edecek. Eğer bir davan varsa, bilirkişi raporunun doğruluğunu mutlaka avukatınla birlikte tekrar incelemelisin.