Kilisli Mehmet Ertürk, 2003 yılında gittiği Suriye’de istihbaratçı olduğu şüphesiyle Esad rejimi tarafından tutuklandı. 23 yıl boyunca güneş yüzü görmediği zindanlarda hayatta kalma mücadelesi veren Ertürk, rejimin yıkılmasıyla birlikte özgürlüğüne kavuştu. Şimdi ise memleketinde temizlik görevlisi olarak çalışıyor.
Zindanda geçen dehşet günleri
Ertürk, cezaevindeki yaşam şartlarını "Sabah olup olmadığını verilen 2-3 zeytinden anlıyorduk" diyerek özetliyor. Açlık o kadar şiddetliydi ki, kedi eti, hamam böceği ve kurt yemek zorunda kaldıklarını belirtiyor. Sürekli işkenceye maruz kalan mahkumlar, gördükleri hakaretler yüzünden çoğu zaman cellatlarına "Bizi öldürün" diye yalvarmış. Hastalandığında tedavi yerine copla dövülen Ertürk, o dönem 25 kiloya kadar düşmüş.
Özgürlük kapısı nasıl açıldı
Rejimin son günlerinde koğuştan gelen sesleri önce infaz sanmışlar. Ancak gelen "Beşşar Esad kaçtı, kapıları açın" emriyle hayatı değişmiş. Dışarı çıktığında karşılaştığı silahlı bir adamın kendisine sarılıp "Türk kardeşler başımızın tacı" demesiyle Türkiye ile olan bağını hissetmiş. Ailesinin öldü sanıp cenaze yemeği bile verdiği Ertürk, devletin televizyondaki görüntülerinden onu teşhis etmesiyle kimliğine kavuşmuş.
Şimdi ne bekliyor
Yaşadığı ağır sağlık sorunları nedeniyle beş damarı değişen Ertürk, artık ağır işlerde çalışamıyor. Kimseden para istemediğini, sadece düzenli bir işe sahip olup huzurla evine ekmek götürmek istediğini söylüyor. Onun hikayesi, bir dönemin sona erişini ve hayata tutunma azmini gözler önüne seriyor.