Konya'nın zorlu coğrafyasında, 2200 rakımlı yaylalarda alışılagelmişin dışında bir arıcılık hikayesi yazılıyor. İş insanı Hüseyin Tepe tarafından tasarlanan ve içerisinde 240 kovan barındıran özel bir mobil tır, arıcıların göçebe yaşamını teknolojiyle birleştirerek daha verimli ve kontrollü bir hale getiriyor. Kış aylarını Antalya'nın Manavgat ilçesinde geçiren ekip, baharın gelişiyle birlikte kovanlarını taşıyarak doğanın sunduğu en saf nektarı toplamak için yola çıkıyor. Yaklaşık iki aydır hiçbir şeker takviyesi almadan sadece dağ çiçeklerinden beslenen arılar, bölgenin zengin florasını bala dönüştürüyor.
Raylı sistemle gelen pratik arıcılık
Mobil tırın tasarımı, arıcılık faaliyetlerini kökten değiştiren bir yapıya sahip. Tırın içerisinde sağlı sollu 120'şer adet olmak üzere toplam 240 kovan, özel bir raylı sistem üzerinde yer alıyor. Tırın tavanı da yine raylı bir mekanizmayla açılıp kapanabiliyor, böylece arıcılar kovanlara müdahale ederken hem zamandan tasarruf ediyor hem de arıların doğal yaşam alanına en az düzeyde müdahale ediyor. Mahmut Baş, çocukluğundan beri bu mesleğin içinde olduğunu belirterek, arıların bakımının bir bebekten farksız olduğunu vurguluyor. Arıların günlük takibinin hayati önem taşıdığını ifade eden Baş, bir gün bile aksatılan bakımın arıların oğul verip gitmesine neden olabileceğini, bu yüzden arıların başında adeta nöbet tuttuklarını dile getiriyor.
Doğallık uğruna rekolteden vazgeçtiler
Üretim sürecinde temel amaç, miktar değil kalite. Eğer arılara şeker takviyesi yapılsaydı, 450 kovandan yaklaşık 20 ton bal elde edilebileceğini belirten ekip, bu yöntemden bilinçli olarak kaçınıyor. Bu sezon 5 ile 5,5 ton arasında bir hasat beklediklerini ifade eden Mahmut Baş, yağışların geven bitkisi üzerindeki etkisine rağmen taş kekiği, yer kekiği ve çakır dikeninden gelen nektarın kalitesinden oldukça memnun. Hüseyin Tepe'nin 'bir kilo da olsa en doğalını üretme' vizyonuyla hareket eden arıcılar, ürünlerini analiz ettirmeden asla piyasaya sürmüyor. Geçen yıl yapılan analizlerde protein değerinin yüksekliği ve şeker oranının düşüklüğü, bu doğal üretim yönteminin başarısını kanıtlar nitelikte.
Ayılara karşı teknolojik savunma
Doğanın zorlukları sadece iklimle sınırlı değil; geçen yıl 16 kovanın ayılar tarafından parçalanması, ekibi yeni güvenlik önlemleri almaya itti. Artık kovanların çevresi özel tellerle çevrili ve hareket sensörlü alarm sistemleriyle korunuyor. Bir tavşan geçişinde bile devreye giren ışıklar ve alarmlar, ayıları kovanlardan uzak tutmayı başarıyor. Öte yandan, arıların kışlık ihtiyaçları da titizlikle korunuyor. Halil İbrahim Baş, kovanın alt katındaki balın arıların kış boyunca hayatta kalması için bırakıldığını, bu rızka asla dokunmadıklarını belirtiyor. Arıların ömrünün kışın 6 aya kadar uzayabildiğini hatırlatan Baş, bu kışlık stokun arıların yaşam döngüsü için vazgeçilmez olduğunu ifade ediyor. Kendi ana arılarını da damızlık kovanlarından üreten ekip, dışarıdan hiçbir müdahale kabul etmeden tamamen özgün bir üretim modeliyle ihracat hedeflerine doğru ilerliyor.