Manisa'nın düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yıl dönümü, kentin hafızasını tazeleyen ve yakın tarihini bilimsel bir perspektifle kayıt altına alan çok özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Öncesi ve Sonrasıyla Millî Mücadele’de Manisa (1908-1938) Sempozyumu, sadece bir anma programı olmanın ötesine geçerek, kentin kaderini değiştiren otuz yıllık süreci derinlemesine inceleyen akademik bir platforma dönüştü. Etkinlik, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Yunusemre Belediye Başkan Yardımcıları Mehmet Mesut Doğan ve Emine Özge Arslan ile Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste gibi isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Programın en duygusal anlarından biri ise, 8 Eylül 1922 tarihinde şehre ilk giren 30 süvari arasında yer alan kahraman Gazi Nazif Bakar’ın anısına, torunu Muhammed Hasan Dedebakar’a teşekkür belgesi takdim edilmesiyle yaşandı.
Geçmişten geleceğe uzanan 2 bin 150 sayfalık dev miras
Üç gün boyunca devam eden sempozyumda, 66 akademisyen ve araştırmacı tarafından hazırlanan 63 farklı bildiri sunuldu. Bu kapsamlı çalışmalar, 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanıyla başlayan süreçten, Milli Mücadele yıllarına ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanan dönemi bütüncül bir bakış açısıyla ele aldı. Başkan Besim Dutlulu, bu çalışmaların 2 bin 150 sayfalık ve 4 ciltlik dev bir eser olarak yayımlanmasının, Manisa’nın tarihine bırakılmış en kıymetli miraslardan biri olduğunu vurguladı. Dutlulu, konuşmasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, bu toprakları vatan kılan tüm kahramanları minnetle andıklarını belirterek, sempozyumun kentin kimliğini anlamak adına taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti.
İşgalin izlerinden Cumhuriyetin inşasına uzanan yolculuk
Sempozyum oturumlarında, Manisa’nın siyasi, sosyal ve ekonomik dönüşümü oldukça geniş bir yelpazede tartışıldı. İşgal yıllarında kentteki asayiş sorunlarından 1922 Manisa yangınının diplomatik yansımalarına, Vasıf Çınar’ın eğitim çalışmalarından Refik Şevket İnce’nin bölgedeki etkisine kadar pek çok konu masaya yatırıldı. Ayrıca, Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekleştirilen kutlamalar, 1927 nüfus sayımına göre kentin demografik yapısı, Alaşehir’deki Sarıkız Maden Suyu’nun ekonomik değeri ve bağ hastalıklarıyla mücadele gibi yerel kalkınma hamleleri de bilim insanlarının merceği altına alındı. Oturumlarda, Manisa’nın kimlik inşasında lale sembolünün rolü gibi kültürel detaylar da ihmal edilmedi.
Kuvayı Milliye ruhu ve kentin yeniden yapılanma süreci
Etkinliğin bir diğer önemli ayağını ise Mondros Mütarekesi sonrası başlayan işgal süreci ve Kuva-yı Milliye faaliyetleri oluşturdu. Demirci, Gördes ve Borlu gibi ilçelerden gelen işgal dönemi anlatımları, bölgedeki direnişin ne kadar köklü ve organize olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sempozyum kapsamında düzenlenen Müftü Alim Efendi Belgesel Sergisi ve Milli Mücadele sergisi, Manisa Kurtuluş Müzesi’nde ziyaretçilerle buluşarak, akademik bilgilerin görsel bir hafızayla desteklenmesini sağladı. Manisa’nın sadece bir savaş alanı değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında yeniden yapılanan bir merkez olduğu gerçeği, farklı disiplinlerden gelen uzmanların çalışmalarıyla bir kez daha tescillenmiş oldu.