Mersin'in Hamzabeyli Mahallesi'nde yıllardır sessizliğe bürünen eski köy okulu, bugünlerde kadınların kahkahaları ve üretim telaşıyla yeniden hayat buluyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından başlatılan Köyümüz Atölye Projesi, bölgedeki kadınların evlerinde kısıtlı imkanlarla yaptıkları üretimi, profesyonel bir seviyeye taşıyarak aile bütçelerine doğrudan katkı sağlamalarına olanak tanıyor. Artık bu tarihi bina, sadece bir eğitim yuvası değil, aynı zamanda yöresel lezzetlerin katma değerli ürünlere dönüştüğü bir üretim üssü olarak hizmet veriyor.
Eski okul binası modern üretim merkezine dönüştü
Proje kapsamında atıl durumdaki okul binası; mutfak, unlu mamuller alanı ve geniş çalışma atölyeleriyle donatılarak bölge halkının kullanımına açıldı. Hamzabeyli başta olmak üzere Işıktepe, Çukurkeşlik, Çavak, Çamlıdere ve Karahacılı gibi çevre mahallelerden gelen üretici kadınlar, belediyenin sağladığı modern makine ve ekipmanları teknik personel gözetiminde kullanabiliyor. Salı ve perşembe günleri ortak kullanım alanı olarak hizmet veren merkezde; mantı, erişte, reçel, marmelat, nar ekşisi, tarhana, turşu ve konserve gibi çok çeşitli ürünler hijyenik koşullarda hazırlanıyor. Özellikle bölgenin simgesi haline gelen Mersin Kan Portakalı ve nar gibi ürünler, burada işlenerek pazarlanabilir, katma değerli ürünlere dönüştürülüyor.
Üretimle gelen özgüven ve ekonomik bağımsızlık
Atölye, sadece bir üretim alanı değil, aynı zamanda kadınların yeni beceriler kazandığı bir eğitim merkezi işlevi de görüyor. Her ayın son cuma günü düzenlenen teknik eğitimlerle kadınlar, geleneksel yöntemlerin üzerine modern teknikler ekleyerek ürün çeşitliliğini artırıyor. Ayrıca randevu sistemiyle çalışan atölye, 10 kişilik kontenjanlarla vatandaşlara özel üretim günleri de sunuyor. Bu sayede kadınlar, sadece kendi ürünlerini işlemekle kalmıyor, aynı zamanda sipariş üzerine üretim yaparak profesyonel bir iş disiplini kazanıyor. Evde oturmak yerine atölyede aktif rol alan kadınlar, emeğinin karşılığını almanın mutluluğunu yaşıyor.
Kan portakalından reçele uzanan başarı hikayesi
Projenin bölgeye kattığı değeri en iyi özetleyen isimlerden biri olan 63 yaşındaki Fatma Erdoğan, atölyenin hayatlarını nasıl değiştirdiğini şu sözlerle anlatıyor: Eskiden kan portakalını sadece soyup yerdik, şimdi ise reçelini, tatlısını ve kurabiyesini yapıyoruz. Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından coğrafi işaret tescili alınan kan portakalının her zerresini değerlendirmeyi öğrendik. Eskiden evde otururken şimdi sipariş üzerine mantı döküyor, çorba yapıyor ve yufka açıyoruz. Tarladaki ağır işlerin yerini, daha sürdürülebilir ve ekonomik getirisi olan bu atölye çalışmaları aldı. Kadın emeğinin Hamzabeyli'de gerçek değerini bulduğunu belirten Erdoğan, belediyenin sunduğu bu imkanların bölge kadınları için büyük bir şans olduğunu vurguluyor. Proje, kırsal kalkınmanın sadece tarımsal üretimle değil, üretilenin işlenip pazarlanmasıyla mümkün olduğunu kanıtlıyor.