Kıbrıs’ta şoförlük yapan 39 yaşındaki Serhat Yıldırım, beş ay önce çalışma saatlerinin ağırlığına ve yorgunluğa odaklanmıştı. Ancak vücudunun verdiği sinyaller aslında çok daha ciddi bir soruna işaret ediyordu. İkinci kez bayılmasıyla birlikte gerçek ortaya çıktı; beynindeki damarlar anormal bir şekilde yumaklaşmıştı.

Bayılmaları hafife almanın bedeli
Yıldırım, yaşadığı bayılma nöbetlerini uzun süre sadece yoğun iş temposuyla ilişkilendirdi. İkinci nöbetin ardından hastaneye gittiğinde, beynindeki arteriovenöz malformasyon (AVM) yani halk arasındaki adıyla damar yumağıyla yüzleşti. Bu yapı, yüksek basınçlı kanın beyin dokusuna zarar vererek ciddi kanama veya kalıcı hasar riski taşımasına neden oluyordu.

Peki bu durum sizi nasıl etkiler?:
Beyindeki bu tip damar yumağı, belirti vermediği sürece sinsi bir şekilde büyüyebiliyor. Serhat Yıldırım’ın yaşadığı bayılma, görme kaybı veya epilepsi benzeri nöbetler, bu tür yapıların en yaygın uyarıcıları arasında yer alıyor. Uzmanlar, vücudun verdiği "bayılma" gibi sinyallerin "yorgunluk" denilerek geçiştirilmemesi gerektiğini, aksi takdirde hayati risklerin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.

Bundan sonra ne olacak?:
İstanbul’da geçirdiği iki aşamalı başarılı operasyonla damar yumağından kurtulan Yıldırım, artık sağlığına kavuştu. Uzmanlar, özellikle beyin cerrahisi alanındaki ileri teknoloji sayesinde artık bu tip zorlu vakaların bile fonksiyon kaybı yaşanmadan tedavi edilebildiğini belirtiyor. Yıldırım ise kendi yaşadığı deneyimden yola çıkarak herkese düzenli sağlık kontrolünden geçmelerini tavsiye ediyor.