Şanlıurfa’daki evlerinden ayrılan mevsimlik işçiler, geçimlerini sağlamak için uzun bir yolculuğa çıkıyor. Aileleriyle birlikte kamyonlara ve minibüslere binen işçiler, 600 kilometre uzaktaki çalışma sahalarına ulaşıyor. Tarım sektöründeki yoğun sezonun başlamasıyla birlikte bu insanlar aylarca sürecek zorlu bir mesaiye başlıyor.

Yolculuğun perde arkası
İşçilerin çoğu, memleketlerindeki kısıtlı iş imkanları nedeniyle bu göçü zorunlu görüyor. Sabahın ilk ışıklarıyla tarlaya giren aileler, gün boyu güneşin altında ürün topluyor. Çocuklar ise çoğu zaman bu sürece okullarından uzak kalarak dahil oluyor. Onlar için tarladaki bu çalışma, yıl boyunca sürecek ekonomik döngünün en kritik aşaması.

Peki bu ne anlama geliyor
Bu göç, Türkiye’deki tarımsal üretimin devamlılığı için hayati önem taşıyor. Ancak işçilerin yaşadığı barınma ve çalışma koşulları uzun yıllardır gündemdeki yerini koruyor. Sen marketten aldığın domatesi veya meyveyi düşünürken, o ürünün sofrana gelene kadar yüzlerce kilometre öteden gelen insanların elinden geçtiğini unutmamalısın. Hasat mevsimi sona erene kadar bu aileler için hayat, kaldıkları derme çatma çadırlarda ve tarlalarda geçmeye devam edecek.
