Anadolu'nun Elhamra'sı olarak nitelendirilen ve UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, yüzyıllardır süregelen gizemlerine bir yenisini daha ekledi. 1228 yılında yapımına başlanan ve 1243 yılında tamamlanan bu muazzam yapı, sadece mimari bir şaheser değil, aynı zamanda taşın üzerine işlenmiş derin bir aşk hikayesinin de sessiz tanığı olarak varlığını sürdürüyor. Mengücek Beyliği döneminde Ahmet Şah ve eşi Melike Turan Melek tarafından inşa ettirilen bu tarihi eser, her geçen gün yeni bir keşifle araştırmacıları ve tarih meraklılarını şaşırtmaya devam ediyor.
Taşların dilinden dökülen gizli portre
41 yıl önce caminin kapısına düşen güneş ışıklarının oluşturduğu namaz kılan insan silüetini ilk kez görüntüleyerek dünya çapında bir yankı uyandıran Sivaslı duayen gazeteci Sirer Doğan, esere olan tutkusunu hiç kaybetmedi. Doğan, yıllar süren gözlemleri ve son restorasyon çalışmalarının ardından, şifahane kısmının tavanında daha önce fark edilmemiş bir detayı objektifine yansıttı. Belirli bir noktadan bakıldığında belirginleşen bu silüet; çekik gözleri, belirgin elmacık kemikleri ve sarkık bıyıklarıyla dikkat çeken bir erkek figürünü andırıyor. Doğan, bu görselin eserin banisi Ahmet Şah'a ait olabileceğini ve bilim dünyasının bu konuyu detaylıca incelemesi gerektiğini savunuyor.
Sekiz asırlık aşkın sessiz tanıklığı
Gazetecilik mesleğinde 55 yılı geride bırakan Sirer Doğan, bu silüetin tesadüf olamayacağına inanıyor. Melike Turan Melek'in eşi Ahmet Şah'a duyduğu derin sevginin bir nişanesi olarak, onun portresini şifahanenin tavanına işlettirmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Doğan, yıllar önce kapıdaki gölgeyi keşfettiğinde bunun bir Japon araştırmacı tarafından yıllar sonra dünyaya duyurulduğunu hatırlatarak, bu yeni keşfin de eserin üzerindeki sır perdesini aralamak adına önemli bir adım olduğunu belirtiyor. Eserin her köşesinde hissedilen bu duygusal bağ, yapının sadece bir ibadethane veya şifahane değil, aynı zamanda bir vefa abidesi olduğunu da kanıtlar nitelikte.
Mimarın iz bırakmayan büyük eseri
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nı mimari açıdan eşsiz kılan unsurlardan biri de, baş mimar Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah'ın bu yapıdaki imzasının gizemidir. Tarihçiler, Hürrem Şah'ın bu eserden önce veya sonra başka bir yapıda isminin geçmemesini büyük bir muamma olarak değerlendiriyor. Eserin tamamlanmasının ardından mimarın izinin kaybolması, Melike Turan Melek'in ise yapı bitmeden vefat etmiş olması, eseri daha da esrarengiz kılıyor. Yaklaşık 10 bin motifin yer aldığı yapıda, motiflerin uzaktan simetrik görünmesine rağmen yakından bakıldığında asimetrik olması ve her birinin tek olması, dönemin sanat anlayışının ne kadar ileri bir seviyede olduğunu gösteriyor. Her bir taşın ayrı bir mana taşıdığı bu devasa yapı, hem mimari dehası hem de barındırdığı insani hikayelerle Anadolu topraklarının en kıymetli hazinelerinden biri olmaya devam ediyor.