Sivas'ın Altınyayla ilçesi sınırları içerisinde yer alan Başören köyü, dünya tarihinin en önemli arkeolojik merkezlerinden birine ev sahipliği yapmanın gururunu yaşıyor. MÖ 1500-1400 yılları arasında Hitit krallıklarının hem dini hem de idari açıdan en stratejik noktalarından biri olarak kabul edilen Sarissa Antik Kenti, toprak altında kalan binlerce yıllık gizemini yeniden gün yüzüne çıkarmaya hazırlanıyor. 1993 yılında başlatılan ve arkeoloji dünyasında büyük yankı uyandıran kazı çalışmaları, 2005 yılında durdurulmuştu. Ancak bölgenin taşıdığı devasa tarihi potansiyel, uzun süren bir sessizliğin ardından yeniden hareketleniyor. 2027 yılında başlayacak olan yeni kazı dönemiyle birlikte, Hititlerin Anadolu'daki yaşamına dair daha önce hiç bilinmeyen detayların ortaya çıkarılması hedefleniyor.
Tarihin derinliklerinden gelen kültürel miras
Geçmişte Marburg Üniversitesi'nden Prof. Dr. Andreas Müller Karpe başkanlığında yürütülen kazılar, bölgenin sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda Hititlerin en büyük kentlerinden biri olduğunu kanıtlamıştı. Yapılan araştırmalar sonucunda gün yüzüne çıkarılan 52 adet tablet ve dünyaca ünlü ikiz boğa Rhyton heykeli, Sarissa'nın önemini gözler önüne sermişti. Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, bölgede yaptığı incelemeler sırasında Sarissa'nın Samuha gibi Hititlerin en kritik merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Vali Şimşek, özellikle saray kalıntıları ve bulunan tabletlerin, buranın siyasi ve dini bir merkez olma vasfını pekiştirdiğini belirtti. Sivas Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen ikiz boğa heykelinin bir eşinin de Ankara'daki Anadolu Medeniyetler Müzesi'nde bulunması, Sarissa'nın Hitit medeniyeti için taşıdığı sembolik değeri bir kez daha tescilliyor.
Antik çağın mühendislik harikası: Suppitassu
Sarissa'nın sadece bir dini merkez değil, aynı zamanda ileri düzey bir mühendislik örneği olduğu da biliniyor. 1993-2005 yılları arasında ortaya çıkarılan 4 bin 600 metrekarelik devasa tapınak alanı, Hitit krallarının özellikle ilkbahar aylarında buraya gelerek Fırtına Tanrısı adına dini ritüeller gerçekleştirdiğini gösteriyor. Ancak kentin en dikkat çekici özelliklerinden biri, 3 bin 500 yıllık su mühendisliği harikası olan Suppitassu göleti. Günümüzde dahi varlığını koruyan bu gölet, antik dönemde kentin su ihtiyacını karşılayan sofistike bir sistemin parçasıydı. Vali Şimşek, bu yapının antik çağın mühendislik dehasını yansıttığını ve bölgenin turizm potansiyeli açısından büyük bir değer taşıdığını ifade etti.
Gelecek nesillere aktarılacak bir hazine
Kültürel mirası koruma ve turizme kazandırma vizyonuyla hareket eden yetkililer, 2027 yılında başlayacak yeni kazı süreci için hazırlıklarını tamamlıyor. İstanbul Üniversitesi'nden Metin Hoca'nın öncülüğünde yürütülecek olan bu yeni dönemde, daha fazla eserin gün yüzüne çıkarılması ve Hititlerin sosyal, dini ve idari yaşantısına dair daha kapsamlı verilerin elde edilmesi bekleniyor. Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, bu çalışmaların sadece arkeolojik bir keşif değil, aynı zamanda geçmişin mirasını gelecek nesillere aktarma sorumluluğu olduğunu belirtti. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün koordinasyonunda yürütülecek olan bu büyük proje, Sivas'ın ve Türkiye'nin kültürel turizm haritasında Sarissa'yı çok daha üst sıralara taşıyacak. Geçmişin izlerini süren arkeologlar, toprak altındaki her bir parçanın, Anadolu'nun kadim tarihine yeni bir sayfa ekleyeceğine inanıyor.