Havadis | Siyaset | 46 Yıllık Sessizliği Bozdu: 12 Eylül'ün Karanlık Koridorlarında İdamla Yargılanan Bir Gençliğin Hikayesi

46 Yıllık Sessizliği Bozdu: 12 Eylül'ün Karanlık Koridorlarında İdamla Yargılanan Bir Gençliğin Hikayesi

12 Eylül darbesinin ardından Kozan Ülkücü Gençlik Derneği'ndeki faaliyetleri nedeniyle 7 yıl hapis yatan Mustafa Tanrıverdi, o dönemin sağcı ve solcu gençlerinin ortak kaderini ve yaşadıkları ağır travmaları yıllar sonra tüm çıplaklığıyla anlattı.

12 Eylül darbesinin ardından Kozan Ülkücü Gençlik Derneği'ndeki faaliyetleri nedeniyle 7 yıl hapis yatan Mustafa Tanrıverdi, o dönemin sağcı ve solcu gençlerinin ortak kaderini ve yaşadıkları ağır travmaları yıllar sonra tüm çıplaklığıyla anlattı.

46 Yıllık Sessizliği Bozdu: 12 Eylül'ün Karanlık Koridorlarında İdamla Yargılanan Bir Gençliğin Hikayesi
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Türkiye siyasi tarihinin en sancılı dönemlerinden biri olan 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 46 yıl geçmiş olmasına rağmen, o günlerin yarattığı toplumsal tahribat ve bireysel mağduriyetler hala tazeliğini koruyor. O dönemde henüz 20'li yaşlarının başında olan ve Kozan Ülkücü Gençlik Derneği bünyesinde faaliyet gösteren Mustafa Tanrıverdi, darbenin hemen ardından başlayan gözaltı süreçlerini ve askeri cezaevlerinde geçen 7 yıllık hapis hayatını, yaşananların unutulmaması adına kamuoyuyla paylaştı. Tanrıverdi'nin anlattıkları, sadece bir dönemin değil, bir neslin nasıl ağır bedeller ödediğinin de somut bir kanıtı niteliğinde.

Faili Meçhul Cinayetlerin Yükü ve Gözaltı Süreci

Darbenin hemen ardından arkadaşlarıyla birlikte gözaltına alınan Tanrıverdi, o günlerde yaşadıklarını anlatırken, üzerlerine yıkılmaya çalışılan suçlamaların ağırlığına dikkat çekiyor. Kozan bölgesinde gerçekleşen 28 faili meçhul cinayetin sorumluluğunun kendilerine yüklenmek istendiğini belirten Tanrıverdi, sorgu sürecinde karşılaştıkları manevi baskının fiziksel işkenceden daha ağır olduğunu vurguluyor. Gözleri bağlı şekilde nezarethaneye atıldıklarını, saçlarının askeri usulle kesildiğini ve duvarları bembeyaz olan nezarethanelerden simsiyah çıktıklarını ifade eden Tanrıverdi, o dönemde maruz kaldıkları küfürlerin ve manevi işkencelerin insan onurunu hedef aldığını dile getiriyor.

Aynı Nezarethanede Paylaşılan Ortak Kader

Mustafa Tanrıverdi'nin anlattıkları, darbe döneminin sadece bir siyasi görüşe değil, tüm gençliğe karşı yürütülen bir operasyon olduğunu gözler önüne seriyor. Gaziantep, Sakarya ve Çanakkale cezaevlerinde geçen yıllarında, farklı siyasi görüşlerden gençlerin aynı nezarethanelerde tutulduğunu belirten Tanrıverdi, Kadirli'den gelen Devrimci Kurtuluş mensuplarıyla aynı kaderi paylaştıklarını anlatıyor. Dar alanlarda, çömelip oturacak yer bile bulamadan, sırayla dayak yediklerini belirten Tanrıverdi, o dönemde sağcı veya solcu ayrımı olmaksızın tüm gençlerin aynı zulüm çarkından geçtiğini ifade ediyor. Bu süreç, o kuşak için sadece bir hapis hayatı değil, aynı zamanda büyük bir toplumsal travmanın başlangıcı oldu.

Hukuk Mücadelesi ve Anayasa Mustafa Lakabı

Cezaevindeki zorlu koşullara rağmen pes etmeyen Tanrıverdi, hukuk kitaplarına sarılarak arkadaşlarının hayatını kurtarmaya çalıştı. Kanun maddelerini ezberleyerek Kahramanmaraş olayları nedeniyle idamla yargılanan mahkumlar için savunma dilekçeleri hazırlayan Tanrıverdi, bu çabası nedeniyle cezaevinde Anayasa Mustafa olarak anılmaya başlandı. Kendi ifadesiyle, o dönemde okuyan, dik duran bir neslin harcandığını belirten Tanrıverdi, 12 Eylül'ün siyasi sonuçlarının ötesinde, toplumsal ve ekonomik etkilerinin hala tam olarak anlaşılamadığını savunuyor. Yaşananların ancak o günleri bizzat yaşayanlar tarafından tam olarak idrak edilebileceğini vurgulayan Tanrıverdi, 46 yıl sonra bile o dönemin izlerini taşımaya devam ediyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız