İklim değişikliğiyle mücadelede söz sırası Türkiye'de. Gelecek yılın iklim zirvesine ev sahipliği yapacak olan Türkiye, bu görevi nasıl yürüteceğini ilk kez uluslararası platformda anlattı. AK Parti'nin çevre politikalarından sorumlu ismi Nilhan Ayan, Moğolistan'daki parlamento forumunda Türkiye'nin yaklaşımını ortaya koydu.
Toprak Kaybı Sadece Çevre Sorunu Değil
Ayan, konuşmasında çölleşmenin aslında bir güvenlik meselesi olduğunu anlattı. Toprak verimliliğini kaybettiğinde bunun zincirleme etkilerine dikkat çekti: Gıda üretimi düşer, su kaynaklarına baskı artar, kırsaldaki insanlar yerinden olur. Yani toprak kaybı, göç dalgalarını tetikleyen bir kriz olarak görülmeli.

Parlamentolara Üç Kritik Görev Düşüyor
Ayan'a göre bu krizle başa çıkmanın yolu yasalardan geçiyor. Uluslararası taahhütlerin kağıt üzerinde kalmaması gerektiğini belirten Ayan, parlamentoların işini üç başlıkta özetledi: Önce bu sözleri uygulanabilir ulusal yasalara çevirmek, ardından bütçe ayırmak ve son olarak da yapılanları denetlemek. Karar alma süreçlerine çiftçilerin, kadınların ve bilim insanlarının dahil edilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Refah ile Doğa Dengesi Kurulacak
Türkiye'nin bu süreçte izleyeceği temel felsefeyi de açıkladı Ayan. Çevreyi korurken kalkınmayı durdurmak yok. Tam tersine, doğal kaynakları koruyarak üretimi güçlendirmek hedefleniyor. Bu anlayışı medeniyet kavramlarıyla özetledi: Emanete sahip çıkmak, dengeyi gözetmek ve zarar göreni onarmak.
Uygulama Zirvesi Olacak
Türkiye'nin COP31 döneminde asıl odağı müzakere masası değil, sahadaki sonuçlar olacak. Ayan, farklı ulusal koşullar nedeniyle diyaloğa, ortak sorunlar nedeniyle uzlaşıya ihtiyaç olduğunu ancak başarının ancak eylemle ölçüleceğini söyledi. Bu yüzden Türkiye, COP31'i bir "uygulama zirvesi" olarak konumlandıracak. Alınan kararların ulusal ve uluslararası düzeyde somut adımlara dönüşmesi takip edilecek.