Birlik Vakfı Kayseri Şubesi tarafından organize edilen Birlik Söyleşileri kapsamında Türkiye'nin demokrasi mücadelesi ve darbe süreçleri masaya yatırıldı. Konferansın ana konuşmacısı olan Birlik Vakfı Kurucular Kurulu Başkanı ve eski Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel, geçmişten günümüze uzanan darbeci zihniyetin ülke kalkınmasına verdiği zararları çarpıcı örneklerle gözler önüne serdi. Karayel, milli iradenin sandık yoluyla tecelli ettiğini ve bu iradeye karşı yapılacak her türlü müdahalenin ahlaki ve hukuki açıdan kabul edilemez olduğunu belirtti.
Tarihsel süreçte darbe geleneğinin yıkıcı etkileri
Konuşmasında Osmanlı döneminden günümüze kadar uzanan bir perspektif çizen Karayel, darbe geleneğinin köklerinin derinlerde olduğunu ifade etti. Osmanlı Cihan Devleti döneminde tam 12 padişahın darbe yoluyla görevden uzaklaştırıldığını hatırlatan Karayel, bu süreçlerin bazılarının padişahların öldürülmesi veya zindanlarda boğdurulması gibi elem verici sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Devlet sisteminin fetvalar ve çeşitli entrikalarla değiştirilmeye çalışılmasının, ülkenin istikrarına ve gelişimine büyük darbeler vurduğunu belirten Karayel, bu hastalıklı geleneğin demokrasiye ve insan haklarına her dönemde zarar verdiğini dile getirdi.
Milli iradeye el uzatmak ahlaki bir çöküştür
Türkiye'nin yakın siyasi tarihine de değinen Karayel, 28 Şubat, 12 Eylül, 27 Nisan bildirisi ve FETÖ'nün kalkışmaları gibi olayların, darbeci zihniyetin içerideki uzantılarıyla gerçekleştirmek istediği operasyonlar olduğunu savundu. Darbe dönemlerinin her zaman bir soygun düzenini beraberinde getirdiğini belirten Karayel, sandıkla gelenin yine sandıkla gitmesi gerektiğini, milletin iradesine rağmen darbecileri desteklemenin büyük bir ahlaki hata olduğunu ifade etti. Karayel, en kötü sivil idarenin dahi en iyi askeri cuntadan daha tercih edilebilir olduğunu belirterek, darbenin anayasal bir suç olduğunu ve milli iradenin dokunulmazlığının esas alınması gerektiğini vurguladı.
Yerli ve milli duruşun önemi
Ülkenin geçmişte yaşadığı mağduriyetlerin büyük bir kısmının dış güçlerin maşası olan veya jakoben zihniyete sahip kendi yetiştirdiği insanlar tarafından yaşatıldığını belirten Karayel, çözümün yerli ve milli değerlere sahip çıkmaktan geçtiğini söyledi. Vatandaşların devletine, milletine ve demokrasiye sahip çıkması durumunda Türkiye'nin kalkınma hedeflerine daha hızlı ulaşacağını ifade eden Karayel, konuşmasını birlik ve beraberlik çağrısıyla noktaladı. Karayel, darbelerin insafına terk edilmiş bir ülkenin geleceğinin karanlık olduğunu, bu nedenle her koşulda sivil iradenin korunması gerektiğini bir kez daha yineledi.