Türkiye siyasi tarihinin en sancılı dönemlerinden biri olan 27 Mayıs 1960 askeri darbesi, üzerinden geçen onca yıla rağmen hala hafızalardaki tazeliğini koruyor. O dönemin en kritik noktalarından biri olan Yassıada'da, dönemin Başbakanı Adnan Menderes'in yargılama sürecine bizzat tanıklık eden 88 yaşındaki Halit Selvi, o günlerin ağırlığını hala omuzlarında taşıyor. Giresun'un Çamoluk ilçesinden tedavi amacıyla Erzincan'a gelen Selvi, genç bir asker olarak görev yaptığı o günleri, tarihe not düşecek bir titizlikle anlatıyor. İstanbul Yeşiltepe'deki birlikte askerlik görevini sürdürürken, darbenin ardından Yassıada'ya gönderilen Merasim Bölüğü'nde görevlendirilen Selvi, hayatının geri kalanını etkileyecek olan o sürece böylece dahil olmuş oldu.
Duruşma salonunda sessiz bir nöbet
Selvi'nin görevi, dönemin hükümet yetkililerini cezaevinden alıp duruşma salonuna götürmek ve tekrar geri getirmekti. Ancak onun için bu görev, sadece bir güvenlik prosedüründen ibaret değildi. Duruşmalar sırasında bizzat Menderes'in hemen arkasında durarak nöbet tutan Selvi, o anları hala dün gibi hatırladığını belirtiyor. Menderes'in savunma yaparken yaşadığı zorluklara ve mahkeme heyeti tarafından sık sık sözünün kesilmesine şahit olan Selvi, o günlerde hissettiği çaresizliği dile getiriyor. Özellikle Vatan Caddesi'nin inşası gibi vizyoner projelerin savunulduğu anlarda, Menderes'in İstanbul'un gelecekteki nüfus artışına dair öngörülerinin mahkeme başkanı tarafından nasıl engellendiğini üzüntüyle aktarıyor. Selvi, Menderes'in sadece bir siyasetçi değil, aynı zamanda halkın gönlünde yer etmiş bir lider olduğunu, o dönemde kıtlık veya hırsızlık gibi sorunların yaşanmadığını vurgulayarak, idam kararının vicdanlarda açtığı yaraya dikkat çekiyor.
Ezanın sesi ve halkın vicdanı
Menderes döneminin toplumsal hafızadaki en önemli karşılıklarından biri olan ezanın yeniden Arapça okunması kararı, Selvi'nin anılarında da özel bir yere sahip. Halkın bu karara gösterdiği büyük teveccühü bizzat gözlemlediğini belirten Selvi, camilerin yeniden açılması ve dini özgürlüklerin önünün açılması gibi adımların, Menderes'in neden bu kadar sevildiğinin en somut kanıtı olduğunu ifade ediyor. O günlerde halkın Menderes'e olan bağlılığını yakından gören Selvi, bu sevginin mahkeme salonundaki soğuk ve baskıcı havayla tezat oluşturduğunu belirtiyor. Menderes'in savunmalarının kesilmesi ve kendisine yöneltilen suçlamaların haksızlığına dair inancını, yıllar sonra bile aynı kararlılıkla dile getiriyor.
İmralı'nın soğuk sabahı ve infazlar
Yassıada'daki yargılamaların ardından gelen idam kararları, süreci bambaşka bir boyuta taşıdı. Selvi, İmralı'ya geçiş hazırlıklarını ve infaz gününün yarattığı travmayı tüm çıplaklığıyla anlatıyor. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idamlarının ardından yaşadığı şoku, sabah uyandığında aldığı haberle tarif eden Selvi, infaz alanına gittiğinde karşılaştığı manzaranın hayatı boyunca unutamadığı bir anı olarak kaldığını söylüyor. Menderes'in sağlık durumu nedeniyle infazının bir gün sonraya bırakıldığını belirten Selvi, o günlerde gardiyanlara teslim ettikleri mahkumların akıbetinin, Türkiye'nin demokrasi tarihinde derin bir iz bıraktığını ifade ediyor. Bugün 88 yaşında olan Halit Selvi, elinde tuttuğu ve Menderes'in arkasında nöbet tutarken çekilmiş olan o tarihi fotoğrafla, sadece kendi gençliğini değil, bir ülkenin yaşadığı büyük kırılmayı da geleceğe taşıyor.