Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi’nin ardından yaptığı değerlendirmelerde, dünyanın iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir eşikte olduğunu ifade etti. Kurum, jeopolitik gerilimlerden enerji güvenliği tartışmalarına, borç krizlerinden tedarik zinciri kırılganlıklarına kadar uzanan zorlu bir küresel atmosferde COP31’e hazırlandıklarını belirtti. İklim krizinin artık sadece çevresel bir sorun olmaktan çıkıp gıda güvenliği, su stresi ve ekonomik kalkınma gibi alanları doğrudan etkileyen çok boyutlu bir dönüşüm meselesine dönüştüğüne dikkat çeken Kurum, insanların artık sadece alınan kararları değil, bu kararların günlük yaşamlarına yansıyan somut sonuçlarını beklediğini dile getirdi.
Uygulama odaklı yeni bir iklim vizyonu
Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı sürecini diyalog, uzlaşı ve aksiyon olmak üzere üç ana eksen üzerine inşa ettiklerini açıkladı. Paris Anlaşması’nın ikinci on yılına girilirken, alınan kararların hayata geçirilme hızının dünya genelinde bir tartışma konusu olduğunu belirten Kurum, Türkiye’nin bu süreçte bir uygulama köprüsü kurmayı hedeflediğini vurguladı. İstanbul’dan New York’a, Bonn’dan Londra’ya kadar uzanan geniş bir istişare trafiği yürüttüklerini ifade eden Bakan, temiz enerjiden sıfır atığa, yeşil sanayileşmeden dirençli şehirlere kadar 10 temel başlık belirlediklerini ve bu alanlarda ölçülebilir ilerleme kaydetmeyi amaçladıklarını belirtti.
Finansmanda güvenin yolu erişilebilirlikten geçiyor
İklim finansmanının sadece bir miktar meselesi olmadığını, asıl meselenin kaynağın zamanında ve ihtiyaç duyulan projeye ulaşması olduğunu kaydeden Kurum, geçmişte yaşanan 100 milyar dolarlık hedefteki gecikmelerin önemli bir tecrübe olduğunu hatırlattı. Bakü’de COP29 sürecinde alınan 2035 yılına kadar yıllık en az 300 milyar dolarlık finansman hedefinin önemine değinen Kurum, bu kaynakların yatırıma dönüşmesi için teknik kapasite ve proje hazırlama desteğinin şart olduğunu belirtti. İklim Uygulama Köprüsü mekanizmasıyla, gelişmekte olan ülkelerin iklim hedeflerini yatırım yapılabilir portföylere dönüştürmeyi hedeflediklerini ifade eden Bakan, kamu ve özel sektör iş birliğini bu denklemin merkezine koyduklarını söyledi.
En kırılgan ülkelerin sesi Antalya’da yankılanacak
Türkiye’nin COP31 Başkanlığı’nı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde güçlü bir uygulama kapasitesiyle yürüttüğünü belirten Kurum, finansman mimarisini kurgularken en az gelişmiş ülkelerin ve küçük ada devletlerinin ihtiyaçlarını önceliklendirdiklerini ifade etti. Antalya’da gerçekleştirilecek zirvenin, bu ülkelerin sesinin duyurulması ve finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması açısından bir dönüm noktası olacağını belirten Kurum, Pre-COP sürecinde de bu ülkelerin doğrudan dinleneceğini ve taleplerinin COP31 gündemine taşınacağını sözlerine ekledi. Türkiye, sahip olduğu uygulama tecrübesini küresel iklim eylemine entegre ederek, sözlerin projeye, projelerin ise yatırıma dönüştüğü bir sonuç odaklı süreç yönetmeyi hedefliyor.