Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin hikayesi, modern siyasi tarihin en sıra dışı ve dramatik dönüşümlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Bir zamanlar eğlence dünyasının parlayan yıldızı olan, kurduğu Kvartal 95 stüdyosu ile milyonları güldüren Zelenskiy, hayatının en büyük rolünü aslında kurgusal bir senaryoda değil, gerçek bir savaşın tam ortasında oynamaya başladı. Hukuk eğitimi almış olmasına rağmen kariyerini komedi üzerine kuran Zelenskiy’nin kaderi, 2015 yılında yayınlanan Halkın Hizmetkarı dizisiyle geri dönülemez bir şekilde değişti. Dizide, yolsuzluklardan arınmış bir devlet yönetimi hayali kuran sıradan bir tarih öğretmenini canlandıran Zelenskiy, bu karakterle Ukrayna halkının derinleşen siyasi arayışına tercüman oldu. 2014 yılındaki Onur Devrimi sonrası geleneksel siyasetçilere olan güvenin sarsıldığı bir dönemde, ekranlardaki bu temiz lider figürü, halkın umutlarını üzerine çeken bir mıknatısa dönüştü. 2019 yılında yüzde 73 gibi ezici bir oy oranıyla başkanlık koltuğuna oturduğunda, vaatleri netti: Donbas’taki savaşı bitirmek, oligarkların sistem üzerindeki tahakkümünü kırmak ve ülkeyi Batı değerleriyle bütünleştirmek. Ancak gerçek dünya, dizi senaryolarından çok daha karmaşık ve acımasızdı. Görevinin ilk yıllarında oligarklarla girdiği mücadelede beklenen başarıyı gösterememesi ve barış sürecindeki tıkanıklıklar, halkın ona olan güveninde ciddi bir erozyona yol açtı.
Savaşın gölgesinde değişen imaj ve küresel direniş
24 Şubat 2022 sabahı Rusya’nın başlattığı tam ölçekli işgal, Zelenskiy için sadece bir devlet başkanlığı sınavı değil, aynı zamanda bir varoluş mücadelesiydi. İşgalin ilk günlerinde kendisine sunulan tahliye teklifini reddederek söylediği iddia edilen Mühimmata ihtiyacım var, bir araca değil ifadesi, onun dünya çapındaki imajını bir gecede değiştirdi. Takım elbiselerini bir kenara bırakıp haki renkli askeri kıyafetlerini giyerek cephe hattından mesajlar veren Zelenskiy, uluslararası parlamentolara yaptığı çevrimiçi hitaplarla Batı’nın desteğini arkasına almayı başardı. Bu dönemde ona olan güven oranı yüzde 84 seviyelerine kadar yükseldi. Ancak savaşın uzaması, cephedeki ağır kayıplar ve ekonomik yıkım, bu desteği yavaş yavaş aşındırmaya başladı. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin verilerine göre, 2026 yılına gelindiğinde Ukrayna ordusunun verdiği kayıplar 600 bin sınırına dayanırken, sivil ölümlerin sayısı da on binleri aştı. Savaşın Ukrayna’ya toplam maliyeti ise 861.8 milyar dolar gibi devasa bir rakama ulaştı.
Yolsuzluk iddiaları ve demokrasi tartışmaları
Savaşın yarattığı ağır atmosfer, ülkenin kronikleşmiş sorunlarını gölgeleyemedi. Savunma Bakanlığı bünyesinde patlak veren yolsuzluk skandalları, Zelenskiy yönetiminin temiz siyaset vaadiyle çelişen en büyük kırılma noktalarından biri oldu. Eylül 2023’te Savunma Bakanı Oleksii Reznikov’un görevden alınması, bu tepkileri dindirmeye yetmedi. Öte yandan, anayasal olarak yapılması gereken seçimlerin sıkıyönetim gerekçesiyle ertelenmesi, Zelenskiy’i demokrasiyi askıya almakla suçlayan muhaliflerin ve bazı Batılı çevrelerin hedefi haline getirdi. Halkın büyük bir kısmı savaş ortamında seçimin riskli olduğunu düşünse de, iktidarın tekelleştiğine dair eleştiriler siyasi arenadaki gerilimi tırmandırdı.
Diplomatik yalnızlık ve belirsiz bir gelecek
Zelenskiy’i en çok zorlayan dış etkenlerden biri ise ABD’deki yönetim değişikliği oldu. Donald Trump yönetiminin dış politika önceliklerini değiştirmesi ve askeri yardımları kısma eğilimi, Kiev’i hem sahada mühimmat sıkıntısıyla baş başa bıraktı hem de diplomatik olarak köşeye sıkıştırdı. Bugün Ukrayna halkı, Zelenskiy’i ya ülkesinin bağımsızlığı için canını dişine takan bir ulusal kahraman ya da jeopolitik oyunların içinde kaybolmuş bir figür olarak görüyor. Savaşın yıkıcı etkisi devam ederken, Zelenskiy’nin siyasi geleceği ve Ukrayna’nın kaderi, uluslararası arenadaki yeni dengelerin insafına kalmış durumda. Diplomatik çözüm arayışları sürse de, ülkenin önündeki yol belirsizliklerle dolu.