Aile Dayanışma Ağı'nın Silivri buluşmasında konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, yargı süreçlerindeki hak ihlallerine dikkat çekerek, "Toplumun bir kısmına düşman hukuku uygulayarak huzur sağlayamazsınız" dedi.
Kürsüye çıkan Dilek Kaya İmamoğlu, yaklaşık iki yıldır süren belirsizlik ortamının aileler üzerinde yarattığı tahribata vurgu yaptı. İmamoğlu, "2026 Türkiye’sinde hala savunma hakkı, masumiyet karinesi ve tutuksuz yargılama gibi en temel hukuk ilkelerini konuşmak zorunda kalmamız, ülkemiz adına büyük bir utançtır" ifadelerini kullandı.
Duruşma salonlarının fiziki yapısının bile adalet anlayışını yansıttığını belirten İmamoğlu, "Kuyu tipi" olarak nitelendirdiği salonlarda savunma makamının dezavantajlı konuma düşürüldüğünü, ailelerin ise yakınlarını görebilmek için dürbün kullanmak zorunda kaldığını anlattı.
İddianamelerin mahkeme salonunda çöktüğünü savunan İmamoğlu, "Binlerce sayfalık suçlamalar duruşma sürecinde yerle bir oluyor. Ancak bu dayanıksız iddialar nedeniyle insanlar yıllardır özgürlüklerinden mahrum bırakılıyor. Adaletin geciktiği her gün, ailelerin hayatından çalınmış bir zamandır" değerlendirmesinde bulundu.
Savunma hakkının mahkeme heyetinin takdirine bırakılmasını eleştiren İmamoğlu, "Tutuklu yargılamanın bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılmasına son verilmeli. Hak, hukuk ve adalet talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz" diyerek sözlerini noktaladı.
Baro Başkanı Gürcün: Savunma süresini mahkeme belirleyemez
Buluşmada söz alan Tekirdağ Baro Başkanı Egemen Gürcün ise yargılamalarda "aleniyet" ilkesinin ihlal edildiğine dikkat çekti. Gürcün, "Savunmanın ne kadar süre alacağına avukat karar verir; bunu mahkemenin kısıtlaması, savunma hakkının doğrudan gasp edilmesidir" dedi.
Tutukluluğun istisna olması gerektiğini hatırlatan Gürcün, 14 aydır tutuklu bulunan avukat Mehmet Pehlivan’ın durumuna da değinerek, "Dosyaları kazıdığınızda altından insan hikayeleri çıkar. Bir kişiyi cezaevine gönderdiğinizde, o kapıyı sadece onun değil, tüm ailesinin üzerine kapatmış olursunuz" şeklinde konuştu.
Etkinlik, katılımcıların adalet çağrısını yinelemesi ve dayanışma mesajlarıyla sona erdi.