İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bölgesel gerilimin tırmandığı bir dönemde Katar merkezli Al Jazeera televizyonuna verdiği röportajda, Washington ile yürütülen diplomatik trafiğe dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu. ABD'nin daha geniş kapsamlı bir diyalog ve uzlaşı arayışını olumlu bir adım olarak nitelendiren Arakçi, buna rağmen Tahran'ın askeri hazırlıklarını en üst seviyede tuttuğunu belirtti. Arakçi, savaş ihtimalinin tamamen göz ardı edilemeyeceğini ifade ederek, İran Silahlı Kuvvetleri'nin her türlü senaryoya karşı tetikte olduğunu vurguladı.
Diplomatik kanallar ve arabuluculuk süreci
İran tarafı, mevcut aşamada ABD'li yetkililerle doğrudan bir görüşme planlamadığını, ancak Katar ve Pakistanlı arabulucuların yoğun bir mesai harcadığını belirtti. ABD Başkan Yardımcısı James David Vance tarafından iletilen müzakerelerin yeniden başlatılmasına yönelik mektubun Tahran'da dikkatle incelendiğini ifade eden Arakçi, bu mektubun içeriğinin üst düzey görüşmelerde ele alındığını kaydetti. Bakan Arakçi, Washington yönetiminin bu hamlesini olumlu bulmakla birlikte, eğer bu mesajın mevcut anlaşmazlıkları derinleştirmeye yönelik bir strateji barındırdığı anlaşılırsa, bunun ABD'nin geçmişteki hatalarına eklenecek yeni bir yanlış olacağı konusunda uyarıda bulundu. Tahran, ABD'nin şartlarını kabul etmesi durumunda müzakerelerin doğrudan mı yoksa dolaylı mı yürütüleceğine dair nihai kararın verileceğini belirtiyor.
Hürmüz Boğazı için kritik iki gün
Bölgesel ticaretin kalbi olan Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz taşımacılığına yeniden açılması konusunda ise önemli bir gelişme yaşandı. Arakçi, İran ve Umman tarafından belirlenen özel bir denizcilik güzergahının kabul edilmesi ve diğer güzergahların kapatılması şartıyla boğazın açılmasına yeşil ışık yaktıklarını açıkladı. Katarlı arabulucularla yapılan görüşmeler neticesinde, bu teklifin uygulama süresinin iki güne indirildiği bilgisi paylaşıldı. Katar tarafının başlangıçta beş günlük bir süre önerdiğini belirten Arakçi, gelinen noktada iki gün üzerinde uzlaşıldığını ifade etti. Bu sürecin hayata geçmesi için İran'ın talepleri oldukça net; İslamabad Mutabakatı sonrası uygulanan yaptırımların kaldırılması, bölgedeki ABD askeri varlığının azaltılması, petrol muafiyetlerinin yeniden yürürlüğe konulması ve Katar'da dondurulmuş olan varlıkların serbest bırakılması şart koşuluyor.
Nükleer dosya ve savunma kapasitesi
İran'ın nükleer programı ve uranyum stokları konusundaki tartışmalar da masadaki yerini koruyor. Arakçi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile işbirliğinin normale dönmesi için henüz kat edilmesi gereken önemli bir mesafe olduğunu belirtti. İran'ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'na (NPT) bağlı bir üye olduğunu hatırlatan Bakan, yükümlülüklerin yerine getirilmesi konusunda kararlı olduklarını ifade etti. Öte yandan, savunma kapasitesini güncellediklerini ve yeni silah testleri gerçekleştirdiklerini belirten Arakçi, zayıflıkların giderildiğini ve ordunun en üst düzeyde hazır olduğunu yineledi. Ayrıca, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının durdurulması gerektiğini vurgulayan Arakçi, tüm cephelerde çatışmaların sonlandırılması çağrısını yineleyerek bölgesel barışın önemine dikkat çekti.