Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) 1974 yılının karanlık günlerine ışık tutan ve yarım asrı aşkın bir süredir beklenen Muratağa, Atlılar ve Sandallar Şehitleri Müzesi, düzenlenen törenle kapılarını ziyaretçilere açtı. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından hayata geçirilen bu özel mekan, sadece bir müze değil, aynı zamanda Kıbrıs Türkü'nün varoluş mücadelesinin en somut ve sarsıcı tanığı olarak tasarlandı. Açılış töreni öncesinde, uzun süren titiz DNA analizleri ve kimliklendirme çalışmaları sonucunda isimleri belirlenen 15 şehidin, devlet töreniyle kendi kabirlerine defnedilmesi, ailelerin yıllardır süren hüzünlü bekleyişine bir nebze olsun teselli oldu.
Tarihi gerçeklerin sessiz tanıkları
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, müze açılışında yaptığı konuşmada, 14 Ağustos 1974 tarihinde Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün koruması altında olmalarına rağmen savunmasız bırakılan 126 masum insanın vahşice katledilerek toplu mezarlara gömüldüğünü hatırlattı. Yılmaz, müzede sergilenen kişisel eşyaların, okul defterlerinin ve mektupların sadece birer obje olmadığını, her birinin yarım kalmış hayatların, söylenmemiş sözlerin ve silinmemiş hatıraların birer parçası olduğunu belirtti. Özellikle 16 öğrencisinden 14'ünü aynı gün kaybeden köy okulunun binasının korunmuş olması, yaşanan vahşetin boyutlarını gözler önüne seren en acı verici detaylardan biri olarak öne çıkıyor.
Tek taraflı anlatılara karşı hakikat mücadelesi
Uluslararası arenada Kıbrıs meselesinin yıllardır tek taraflı ve dezenformasyon içeren anlatılarla gölgelenmeye çalışıldığını ifade eden Yılmaz, Avrupa Parlamentosu'nun 1974 olaylarını Rum bakış açısıyla ele alan girişimlerini eleştirdi. Tarihin sloganlarla veya tek yönlü dinlemelerle değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Yılmaz, Muratağa, Atlılar ve Sandallar Şehitleri Müzesi'nin, tarihi gerçeklerin üzerinin örtülmesine izin vermeyecek bir belge niteliği taşıdığını belirtti. Yılmaz, Kıbrıs meselesinin ancak adadaki iki ayrı halk ve iki ayrı devlet gerçeği temelinde, egemen eşitlik çerçevesinde çözülebileceğinin altını çizdi.
Güçlü ve haklı bir duruşun önemi
Konuşmasında güncel gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin İsrail ile olan iş birliğini sert bir dille eleştirdi. Gazze'de yaşanan insanlık dramına atıfta bulunan Yılmaz, bilimsel ve teknolojik ilerlemenin ahlak, hukuk ve merhametle birleşmediği sürece hiçbir değer ifade etmediğini belirtti. Kimsenin merhametine güvenilemeyecek bir dönemden geçildiğini ifade eden Yılmaz, Türkiye'nin hem güçlü hem de haklı olma ilkesiyle hareket ederek, KKTC'nin uluslararası alanda hak ettiği konuma ulaşması için mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini vurguladı. TİKA'nın bölgedeki 277 projeyle Kıbrıs Türkü'nün hayatına dokunduğunu belirten Yılmaz, emeği geçen tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ederek sözlerini noktaladı.