Otomotiv devi General Motors, binlerce çalışanının işe dönme umudunu koruduğu bir süreçte üretim hatlarını robotik sistemlere emanet ederek tartışmalı bir karara imza attı.
General Motors, Factory Zero tesisindeki operasyonlarını güçlendirmek adına Japon teknoloji devi FANUC üretimi 50 yeni robot kolunu devreye aldı. Montaj hattında parçaların birleştirilmesi ve araç entegrasyonu gibi kritik görevleri üstlenecek olan bu sistemler, şirketin üretim stratejisinde yeni bir dönemi temsil ediyor. Ancak bu teknolojik yatırım, mart ayında geçici olarak işten çıkarılan ve halen geri dönmeyi bekleyen 1.300 çalışanın durumu göz önüne alındığında büyük bir gerilime neden oldu. Ekim ayında yaşanan 1.200 kişilik kalıcı işten çıkarma dalgasıyla zaten sarsılan sendikalar, şirketin insan gücü yerine otomasyonu öncelemesine sert tepki gösteriyor.
Otomotivde karanlık fabrika devri
Sektörde sadece GM değil, Ford ve Stellantis gibi devler de üretim süreçlerini hızlandırmak için robotik çözümlere yönelmiş durumda. Bu eğilimin temelinde, üretimin neredeyse tamamen makineler tarafından yönetildiği ve insan müdahalesinin sadece denetimle sınırlı kaldığı karanlık fabrika modeli yatıyor. İnsan varlığına duyulan ihtiyacın minimuma inmesi, bu tesislerin aydınlatma gibi temel gereksinimlerini bile ortadan kaldırabiliyor. FANUC, 2001 yılından bu yana kendi robotlarını yine robotlara ürettirerek bu modelin dünyadaki en önemli temsilcisi konumunda bulunuyor.
Çin otomasyon yarışında farkı açıyor
Küresel ölçekte otomasyonun merkezi haline gelen Çin, karanlık fabrika konseptini en agresif şekilde uygulayan ülke olarak öne çıkıyor. Zeekr ve Jetour gibi markalar, yüksek kapasiteli tam otomatik tesisleriyle dikkat çekerken, teknoloji devi Xiaomi ise 700'den fazla robotla 76 saniyede bir araç üretebilen bir üretim hattına sahip. 2024 verilerine göre Çin'deki endüstriyel robot sayısı 2 milyonu aşmış durumda. Sadece geçtiğimiz yıl 295 bin yeni robotu devreye alan Pekin yönetimi, 2030 hedefleri doğrultusunda robotik teknolojileri ekonomik kalkınmanın ana omurgası olarak konumlandırıyor. ABD ve Japonya gibi ülkeler ise bu devasa yatırımların yanında çok daha düşük kurulum sayılarıyla geride kalmış görünüyor.