Otomotiv dünyasında heyecan verici bir dönüşüm yaşanıyor. Hyundai, uzun süredir merakla beklenen ve arazi segmentinde kartları yeniden dağıtacak olan Boulder modelinin seri üretime hazır halini gözler önüne serdi. Mayıs ayında Hindistan Patent Ofisi'ne sunulan resmi belgelerle birlikte, aracın tasarım detayları ve teknik altyapısı hakkında ilk somut bilgiler netleşmiş oldu. 2030 yılına doğru orta boy bir pickup modeline de temel oluşturması beklenen Boulder, sadece bir SUV değil, aynı zamanda markanın arazi konusundaki iddiasını zirveye taşıyacak bir mühendislik harikası olarak konumlandırılıyor.
Art of Steel felsefesiyle gelen sert hatlar
Hyundai'nin son dönemde Tucson gibi modellerde uyguladığı Art of Steel tasarım dili, Boulder ile bambaşka bir boyuta taşınıyor. Seleflerine kıyasla çok daha sert, köşeli ve maskülen bir görünüme sahip olan araç, düz ve yüksek kaput hattıyla dikkat çekiyor. Ön kısımda yer alan ince dikdörtgen LED farlar ve dikey konumlandırılmış gündüz aydınlatmaları, devasa alt ızgara ile birleşerek araca oldukça agresif bir duruş kazandırıyor. Tamponun hemen altında açıkta bırakılan çeki demirleri ve sağlam karter koruma plakaları, aracın zorlu arazi koşullarına ne kadar hazır olduğunun ilk sinyallerini veriyor.
Kutu gibi tasarlanmış köşeli çamurluklar, aracın heybetini vurgularken, 37 inçlik devasa arazi lastikleri her türlü zeminde üstün tutunma vaat ediyor. Ford Bronco ve Jeep Wrangler gibi ikonik modellere göz kırpan eğimli A sütunları, tasarımın karakterini güçlendiriyor. Arka tarafta ise dışa monte edilmiş yedek lastik ve aşağı doğru kayarak açılan bagaj camı gibi geleneksel arazi aracı detayları, modern çizgilerle harmanlanarak korunmuş durumda.

Teknolojik kabin ve Pleos Connect devrimi
İç mekanda ise konsept modelin dörtlü ekran düzeni yerine, çok daha kullanıcı odaklı ve gelişmiş bir teknoloji paketi bizleri karşılıyor. Pleos Connect altyapısı ile donatılan araç, devasa bir merkezi bilgi-eğlence ekranına ev sahipliği yapıyor. Android Automotive tabanlı bu sistem; bağlantılı navigasyon, zengin uygulama mağazası seçenekleri, kablosuz (OTA) güncelleme desteği ve Gleo AI sesli asistanı gibi güncel teknolojileri bünyesinde barındırıyor. Sürücü ve yolcular için konforu ve bağlantıyı ön planda tutan bu sistem, arazi aracının sert dış görünüşünün aksine oldukça sofistike bir dijital deneyim sunuyor.
Güçlü platform ve üstün arazi yetenekleri
ABD üretimi çelikten imal edilen yeni bir merdiven şasi platformu üzerinde yükselen Hyundai Boulder, mekanik altyapısıyla da rakiplerine gözdağı veriyor. Kia Tasman ile bazı mekanik bileşenleri paylaşması beklenen modelin, doğrudan Kuzey Amerika pazarı için geliştirilmiş özel bir mimariye sahip olabileceği de konuşuluyor. Motor seçenekleri arasında 330 HP güç üreten 2.5 Litre Turbo Benzinli Hibrit, 400 HP'lik şarj edilebilir hibrit (PHEV) ve özellikle Kuzey Amerika için geliştirilen tam elektrikli versiyonlar öne çıkıyor. Küresel pazarlar için ise 207 HP güç üreten 2.2 Litre Turbo Dizel motor ve 8 ileri otomatik şanzıman kombinasyonu değerlendiriliyor.
Boulder'ın arazi yetenekleri, sadece motor gücüyle sınırlı kalmıyor. Ön ve arka diferansiyel kilitlerine sahip dört tekerlekten çekiş (4WD) sistemi, kilitli takviye vitesi, bağımsız ön süspansiyon ve sabit arka aks yapısı, aracın en zorlu engelleri bile aşmasını sağlıyor. Ayrıca, araca kendi etrafında dönme imkanı tanıyan tank dönüşü fonksiyonu, dar alanlarda manevra kabiliyetini maksimuma çıkararak sürücülere büyük bir avantaj sağlıyor.