Küçük yüzölçümü nedeniyle enerji projelerinde arazi krizi yaşayan Lüksemburg, doğayı korumak adına rotasını otoyol kenarlarına çevirdi.
Yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmak için yeni araziler açmak yerine mevcut altyapıyı dönüştürmeyi seçen Lüksemburg, otoyol kenarlarındaki atıl alanları dev bir güneş tarlasına dönüştürmeye hazırlanıyor. Ekonomi Bakanlığı tarafından yürütülen fizibilite çalışmaları, ülkenin ulaşım ağının enerji üretiminde kilit bir rol oynayabileceğini kanıtladı.
Stratejik noktalarda büyük potansiyel
Yapılan incelemelerde, ana otoyollar boyunca belirlenen 65 farklı noktada 104,5 MWp kapasiteli bir güneş enerjisi potansiyeli saptandı. Özellikle otoyolun her iki tarafında kalan 200 metrelik şeritler, projenin ilk aşaması için kritik öneme sahip. Uzmanlar, tüm çevresel ve teknik faktörler göz önüne alındığında, teorik kapasitenin 1,6 GWp seviyesine kadar çıkabileceğini öngörüyor.
Tarım alanlarını koruma altına almayı hedefleyen bu modelde, panellerin asfalt üzerine değil, yol kenarlarındaki boşluklara yerleştirilmesi planlanıyor. Böylece doğal yaşam alanlarına müdahale etmeden, halihazırda insan eliyle şekillendirilmiş bölgelerden maksimum verim alınması hedefleniyor.
Ses bariyerleri enerji üretecek
Proje sadece boş arazilerle sınırlı kalmıyor; otoyol kenarlarındaki gürültü bariyerleri ve toplu taşıma otoparkları da enerji üretim merkezlerine dönüştürülüyor. Avrupa'daki başarılı örneklerde olduğu gibi, ses yalıtımı sağlayan panellerin aynı zamanda elektrik üretmesi, altyapının çok fonksiyonlu kullanımına olanak tanıyor.
Parlamentoda görüşülen yasa tasarısı onaylandığı takdirde, yapılaşmaya kapalı olan otoyol koridorları enerji üretimi için yasal bir statü kazanacak. Lüksemburg, bu yenilikçi adımla hem enerji bağımsızlığını güçlendirmeyi hem de sürdürülebilir şehirleşme konusunda örnek bir model oluşturmayı amaçlıyor.