Havadis | Videolar | Ankara | Okullarda sessiz çığlık: Çocuklar yetişkinlerden daha güvensiz hissediyor

Okullarda sessiz çığlık: Çocuklar yetişkinlerden daha güvensiz hissediyor

Eğitim-Bir-Sen tarafından gerçekleştirilen kapsamlı saha araştırması, okul güvenliği algısında öğrenciler ile yetişkinler arasında ciddi bir uçurum olduğunu ortaya koydu. 7 bin 793 kişinin katılımıyla hazırlanan rapor, zorbalığın sadece fiziksel saldırıdan ibaret olmadığını, dijital dünyanın ve sosyal dışlanmanın öğrencilerin okul aidiyetini derinden sarstığını gözler önüne seriyor.

Eğitim-Bir-Sen tarafından gerçekleştirilen kapsamlı saha araştırması, okul güvenliği algısında öğrenciler ile yetişkinler arasında ciddi bir uçurum olduğunu ortaya koydu. 7 bin 793 kişinin katılımıyla hazırlanan rapor, zorbalığın sadece fiziksel saldırıdan ibaret olmadığını, dijital dünyanın ve sosyal dışlanmanın öğrencilerin okul aidiyetini derinden sarstığını gözler önüne seriyor.

KAYNAK: Demirören Haber Ajansı

Türkiye genelinde 81 ilden binlerce öğrenci, öğretmen ve velinin katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı bir saha araştırması, eğitim kurumlarındaki güvenlik algısına dair çarpıcı gerçekleri gün yüzüne çıkardı. Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından yürütülen çalışma, okul koridorlarında ve sınıflarda yaşananların yetişkinlerin gözlemlediğinden çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğunu kanıtlıyor. Araştırma sonuçlarını kamuoyuyla paylaşan Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, okul güvenliğinin sadece fiziksel bir durum değil, öğrencilerin psikolojik dünyasıyla doğrudan bağlantılı bir süreç olduğunu vurguladı. Yavuz, okulun içinde yaşayan öğrencilerin güvenlik algısının, öğretmen ve velilere göre belirgin şekilde daha düşük olduğunu belirterek, bu durumun eğitim sisteminde acil bir dönüşüm ihtiyacına işaret ettiğini ifade etti.

Öğrenci gözüyle okul güvenliği ve otorite kaybı

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, okul güvenliği algısındaki nesiller arası fark oldu. Beş üzerinden yapılan değerlendirmelerde öğretmenler güvenliği 3,48, veliler 3,38 olarak puanlarken, öğrenciler bu puanı 3,24 seviyesinde tuttu. Bu durum, yetişkinlerin okul ortamını güvenli bulduğu anlarda bile çocukların kendilerini savunmasız hissedebildiğini gösteriyor. Öte yandan, öğretmenlerin yüzde 90,7'si mesleğe başladıkları yıllara göre otoritenin zayıfladığını savunurken, öğrencilerin yüzde 71,8'i ve velilerin yüzde 86'sı sınıfta disiplinli bir tutumun şart olduğunu belirtiyor. Yavuz, bu verilerin öğretmenin otoritesini reddetmediğini, aksine sistemin öğretmene sunduğu desteğin yetersizliğinden kaynaklandığını savunuyor. Disiplin sisteminin caydırıcılığının 5 üzerinden 1,98 gibi düşük bir seviyede kalması, öğretmenin sınıfta yalnız bırakıldığına dair güçlü bir kanıt olarak değerlendiriliyor.

Okullarda sessiz çığlık: Çocuklar yetişkinlerden daha güvensiz hissediyor

Görünmez zorbalık: Fiziksel saldırıdan daha yıkıcı

Zorbalık kavramının sadece fiziksel şiddetle sınırlandırılmaması gerektiği, araştırmanın bir diğer önemli çıktısı olarak öne çıkıyor. Öğrencilerin büyük bir kısmı; hakaret, alay, dedikodu ve sosyal dışlanma gibi psikolojik baskı unsurlarıyla karşı karşıya kalıyor. Özellikle dijitalleşen dünyada siber zorbalık, okul duvarlarını aşarak öğrencilerin evlerine kadar ulaşıyor. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 7,2'si son altı ayda çevrim içi ortamda hedef alındığını belirtirken, günlük ekran süresi arttıkça bu riskin de yükseldiği gözlemleniyor. Velilerin yüzde 88'inin çocuklarının siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığından habersiz olması, dijital güvenlik konusundaki boşluğun ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Yavuz, zorbalığın sıklığı arttıkça öğrencinin okula ve yetişkinlere olan güveninin zedelendiğini, bu durumun akademik başarıdan ziyade çocuğun sosyal varoluşunu tehdit ettiğini belirtiyor.

Çözüm için sistem odaklı bir yaklaşım şart

Araştırma, mevcut bildirim mekanizmalarının da yetersiz olduğunu ortaya koyuyor. Öğrencilerin sadece yüzde 24,8'i yaşadığı veya şahit olduğu zorbalığı bildirdiğini ifade ederken, bildirim yapmayanların en büyük gerekçesi olarak okulun bir şey yapmayacağı inancı veya durumun daha kötüye gideceği korkusu öne çıkıyor. Bu tablo karşısında Eğitim-Bir-Sen, sadece ceza odaklı değil, önleyici ve onarıcı bir sistem öneriyor. Ulusal Güvenli Okul ve Akran Zorbalığını Önleme Çerçevesi'nin oluşturulması gerektiğini belirten Yavuz, her okulda güvenilir, izlenebilir ve öğrencinin sonucunu takip edebildiği bir bildirim sisteminin kurulmasının zorunlu olduğunu vurguluyor. Ayrıca, okul sosyal hizmeti sisteminin hayata geçirilmesi ve aile-okul iş birliğinin sadece kriz anlarında değil, tüm eğitim süreci boyunca aktif tutulması gerektiği öneriler arasında yer alıyor. Hedefin, zorbalığa sert tepki veren değil, zorbalığın ortaya çıkmasını zorlaştıran ve mağdur öğrenciyi koruyan güvenli bir ekosistem inşa etmek olduğu belirtiliyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız