İstanbul’un en köklü ticaret merkezlerinden biri olan ve Beyoğlu’nun Perşembe Pazarı bölgesinde yükselen tarihi Galata Bedesteni, bugünlerde sahip olduğu ihtişamdan oldukça uzak bir tablo çiziyor. Fatih Sultan Mehmet döneminde, Ayasofya Camii’ne düzenli gelir sağlamak amacıyla inşa edilen bu görkemli yapı, zamanın yıpratıcı etkisine ve bakımsızlığa yenik düşmüş durumda. Günümüzde Fatih Çarşısı olarak bilinen ve bin metrekarelik geniş bir alana yayılan tarihi eserin dış duvarları, kimliği belirsiz kişilerce çizilen grafitilerle kaplanmış vaziyette. Şehrin tam merkezinde yer almasına rağmen, tarihi dokusunu yansıtan yığma taş mimarisi, sprey boyaların yarattığı görüntü kirliliği altında adeta kayboluyor.

Tarihin tozlu sayfalarından günümüze
Arkeolog Ömer Faruk Yavaşçay, yapının kökenine dair yaptığı değerlendirmede, bedesten kelimesinin etimolojik olarak kumaş anlamına gelen bezz ve yer anlamına gelen istan kelimelerinin birleşimiyle oluştuğunu hatırlatıyor. Osmanlı döneminde kumaş ve değerli eşyaların ticaretinin kalbi olan bu mekan, o dönemde Bezzistan olarak anılıyordu. Dokuz kubbeli yapısıyla döneminin en önemli mimari eserlerinden biri olan bedesten, İstanbul’un ticari hayatında Kapalıçarşı’dan sonra gelen en büyük merkezlerden biri olarak kabul ediliyordu. Ancak aradan geçen yüzyıllar, bu tarihi mirası eski işlevinden kopararak hırdavatçıların yoğunlukta olduğu bir ticaret alanına dönüştürdü.

Restorasyon çığlığı yükseliyor
Yapının mevcut durumunu değerlendiren uzmanlar, tarihi eserin sadece dış duvarlarındaki grafitilerle değil, aynı zamanda iç mekanındaki ciddi bozulmalarla da mücadele ettiğini belirtiyor. Sıvaların döküldüğü, taş yapının zamanla aşındığı ve genel bir bakımsızlığın hakim olduğu çarşı, tarihi kimliğine yakışmayan bir atmosferde hizmet vermeye çalışıyor. Arkeolog Yavaşçay, bu durumun kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, yapının aslını ve değerini yitirmemesi için acil bir restorasyon sürecinin başlatılması gerektiğinin altını çiziyor. Tarihi dokunun korunması adına atılacak adımların, sadece fiziksel bir onarımdan ibaret kalmaması gerektiği ifade ediliyor.

Turizm için yeni bir vizyon arayışı
Avrupa’daki benzer tarihi yapıların nasıl dönüştürüldüğünü örnek gösteren Yavaşçay, Galata Bedesteni’nin turizm potansiyelinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Turizmin merkezinde yer alan böyle bir yapının, hırdavatçıların bulunduğu bir alan olmaktan çıkarılıp, kentin kültürel hafızasına katkı sağlayacak bir müzeye, sergi alanına veya eski amacına uygun şekilde kumaş ticaretinin yapıldığı butik bir çarşıya dönüştürülmesi öneriliyor. Bu tür bir dönüşümün, hem tarihi yapının korunmasını sağlayacağı hem de İstanbul’un turistik cazibesini artıracağı düşünülüyor. Yetkililerin ve ilgili kurumların, bu tarihi mirası kaderine terk etmek yerine, kente yeniden kazandıracak projeler üzerinde durması bekleniyor.




