İstanbul, sağlık dünyasının geleceğini şekillendirecek dev bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) iş birliğiyle düzenlenen 12’nci Türk Tıp Dünyası Kurultayı, dünyanın dört bir yanından gelen bilim insanlarını, sağlık bakanlarını ve sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Türk Tıp Dünyasında Üreten Sağlık; Küresel Sağlık Tehditleri Karşısında Dirençli Sağlık Sistemleri temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, 2 bin kişilik dev bir katılımcı kitlesiyle bilimsel birikimin ortak bir geleceğe dönüştürülmesi hedefiyle kapılarını açtı. Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar gibi isimlerin de yer aldığı kurultay, sadece bir toplantı değil, aynı zamanda Türkiye'nin sağlık teknolojilerindeki yükselişinin bir vitrini oldu.

Geçmişin şifa mirası geleceğin laboratuvarlarında yaşıyor
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, açılış konuşmasında tıbbın sadece bir meslek değil, bir medeniyetin insanlığa sunduğu en büyük katkı olduğunu belirtti. Buhara'dan Anadolu'ya uzanan köklü bir şifa geleneğinin temsilcileri olduklarını hatırlatan Memişoğlu, İbn-i Sina'dan Sabuncuoğlu'na kadar uzanan bu mirası, bugünün modern araştırma merkezlerinde yeniden canlandırdıklarını ifade etti. Bakan, fikirden ürüne giden yolculuğun bilimsel ilerlemenin temel taşı olduğunu vurgulayarak, genç hekimlere ve araştırmacılara cesaret vermenin, ortak hafızayı ortak çalışma iradesine dönüştürmenin önemine dikkat çekti. Türkiye'nin sağlık altyapısının artık sadece bir hizmet alanı değil, bir üretim merkezi haline geldiğini belirten Memişoğlu, üniversiteler, hastaneler ve laboratuvarlar arasındaki bağların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yerli üretimle küresel pazara açılan sağlık teknolojileri
Türkiye'nin son çeyrek asırda sağlık hizmetlerinde gerçekleştirdiği devrim, bugün somut ürünlere dönüşmüş durumda. Bakan Memişoğlu, yerli imkânlarla geliştirilen tıbbi cihazların dünya pazarındaki başarısını rakamlarla ortaya koydu. Solunum cihazlarının 45 ülkeye, otomatik şok cihazlarının ise 18 ülkeye ihraç edildiğini belirten Memişoğlu, kalp-akciğer makinesi gibi yüksek teknoloji gerektiren ürünlerin artık ameliyathanelerde başarıyla kullanıldığını müjdeledi. Yerli ultrason cihazlarının üretim tesislerinin kurulması ve iki yıl içinde seri üretime geçilmesi planlanırken, aşı ve biyoteknoloji alanındaki çalışmalar da hız kesmeden devam ediyor. Özellikle Hepatit ve suçiçeği aşılarının kullanıma sunulması, Türkiye'nin biyoteknolojik bağımsızlık yolunda attığı kritik adımlar olarak öne çıkıyor.

Sağlıkta yeni bir yüzyıl: Fikri olan yola çıksın
Bakan Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık alanındaki vizyonunu Sağlıklı Türkiye Yüzyılı olarak tanımlayarak, bu hedefin sadece bir hedef değil, bir sorumluluk olduğunu belirtti. TÜSEB aracılığıyla araştırmacıların ve girişimcilerin önündeki engellerin kaldırıldığını, şehir hastanelerinde kurulan 29 Teknoloji Transfer Ofisi ile sahadaki ihtiyaçların bilimsel çalışmalarla buluşturulduğunu ifade etti. Klinik araştırmalarda hastaların tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanması gibi destek mekanizmalarının, yenilikçi tedavilerin önünü açtığını vurgulayan Memişoğlu, sağlık alanında fikri olan herkese kapılarının açık olduğunu yineledi. Hücre ve gen tedavileri gibi ileri tıp uygulamalarında Türkiye'nin geldiği noktayı, yerli CAR-T hücre tedavisinin başarısıyla örneklendiren Bakan, bu kapasiteyi dünyaya sunmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi. Kurultay, bilim insanlarının birbirini tanıdığı, ortak projelerin filizlendiği ve Türkiye'nin küresel sağlık sistemindeki dirençli rolünün pekiştiği bir platform olarak çalışmalarına devam ediyor.