Türkiye’nin sanat tarihinde resimden sinemaya, tasarımdan akademik eğitime kadar pek çok alanda derin izler bırakmış olan Özer Kabaş, Salt Beyoğlu’nda ziyarete açılan Denizaşırı: Özer Kabaş ve Zamanları sergisiyle kapsamlı bir şekilde anılıyor. Garanti BBVA tarafından kurulan Salt’ın uzun soluklu bir arşiv ve araştırma sürecinin meyvesi olan bu sergi, sanatçının 1934 ile 1998 yılları arasındaki yaşamına ve Türkiye’nin görsel kültürüne olan katkılarına odaklanıyor. Tuğçe Kaplan ve Vasıf Kortun tarafından programlanan bu özel seçki, 14 Mart 2027 tarihine kadar sanatseverleri ağırlamaya devam edecek.

Sanatın farklı disiplinlerinde bir sentez arayışı
Kabaş’ın pratiği, sadece tuval üzerindeki resimleriyle sınırlı kalmayan, aynı zamanda yazılarında geliştirdiği sentez ve montaj gibi kavramlarla yerel görsel kültür ile küresel sanat ortamı arasında köprü kuran bir yapıya sahip. Sanatçının Urart Sanat Atölyesi’ndeki takı tasarımlarından kısa filmlerine, akademik metinlerinden eğitimcilik kimliğine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan sergi, onun çok yönlü kişiliğini gözler önüne seriyor. Özellikle 1970’lerden itibaren deniz, emek ve insan ilişkisini merkeze alan sanatçı, resimlerinde doğrusal perspektifi reddederek imgeleri üst üste yığan özgün bir dil geliştirmişti. Deniz emekçilerini konu aldığı eserlerinde denizi, figürleri çevreleyen adeta yaşayan bir organizma gibi betimlemesi, onun doğaya ve insana bakışındaki derinliği yansıtıyor.

Eğitimden sanata uzanan entelektüel bir yolculuk
Sanatçının entelektüel birikimi, Robert Kolej’de başlayan ve Amerika’da Yale School of Art’ta Josef Albers’in öğrencisi olmasıyla pekişen bir sürece dayanıyor. Bauhaus yaklaşımıyla tanışan Kabaş, Türkiye’ye döndüğünde bu vizyonu İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki Temel Sanat Eğitimi Kürsüsü’ne taşıyarak pek çok sanatçının yetişmesine katkıda bulundu. Serginin küratörlerinden Tuğçe Kaplan, Kabaş’ın sanat tarihi yazımında uzun süre gölgede kalmış bir figür olduğunu belirterek, bu serginin amacının sanatçının pratiğine daha bütüncül bir bakış açısı kazandırmak olduğunu vurguluyor. Marmara Adası’nın sanatçının hayatındaki özel yerinden, 1960’lı yılların toplumsal yergisine kadar uzanan geniş bir kronoloji, ziyaretçilere Kabaş’ın dünyasını keşfetme imkânı sunuyor.

Söyleşiler ve gösterimlerle zenginleşen bir program
Sergi, sadece eserlerin sergilendiği bir alan olmanın ötesinde, düzenlenecek kamu programlarıyla da yaşayan bir platforma dönüşüyor. Bu kapsamda gerçekleştirilecek söyleşiler, paneller ve film gösterimleri, Kabaş’ın sanatına dair tartışmaları derinleştirmeyi hedefliyor. Etkinlik dizisinin ilk adımı, sanatçıyla Robert Kolej yıllarından tanışıklığı bulunan şair ve çevirmen Cevat Çapan’ın katılımıyla 30 Eylül Çarşamba günü saat 18.30’da Salt Beyoğlu’ndaki Açık Sinema’da atılacak. 2022 yılında başlatılan arşiv çalışması ve ardından yayımlanan Sentez ve Montaj: Özer Kabaş Yazıları kitabı ile başlayan bu süreç, şimdi sergiyle birlikte sanatçının mirasını gelecek kuşaklara aktarmak için yeni bir boyut kazanıyor. Kabaş’ın sadece bir ressam değil, aynı zamanda bir düşünür ve eğitmen olarak kültür ortamındaki etkin rolü, bu kapsamlı sergiyle bir kez daha tescillenmiş oluyor.




