Türkiye, çelik üretimindeki devasa kapasitesiyle küresel piyasalarda dengeleri değiştirmeye devam ediyor. İstanbul'da düzenlenen Steel Networking Summits 2026 zirvesinde konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, sektörün ulaştığı noktayı çarpıcı verilerle ortaya koydu. 2025 yılı itibarıyla 38,1 milyon tonluk ham çelik üretimine imza atan Türkiye, bu performansıyla Avrupa'da birinci, dünya genelinde ise yedinci sırada yer alarak sanayi gücünü tescilledi. Sektörün sadece üretimde değil, dış ticarette de kritik bir merkez olduğunu vurgulayan Bolat, 200 ülkeye yayılan 17,1 milyar dolarlık ihracat hacminin Türkiye'nin küresel tedarik zincirindeki vazgeçilmez konumunu kanıtladığını belirtti.

Küresel rekabette stratejik güç merkezi
Çelik sektörünün savunma sanayisinden otomotive, inşaattan enerjiye kadar pek çok stratejik alanın lokomotifi olduğunu ifade eden Bakan Bolat, Türkiye'nin hem üretici hem de ticaret merkezi olarak oynadığı role dikkat çekti. 2025 yılı verilerine göre sektörün toplam dış ticaret hacmi 615 milyar dolara ulaşırken, Türkiye'nin bu ağ içerisindeki payı giderek güçleniyor. Özellikle Avrupa Birliği pazarındaki yüksek standartlı ürün talebinin karşılanmasında Türk çeliğinin tercih edilmesi, sektörün uluslararası rekabet gücünün en somut göstergesi olarak değerlendiriliyor. Üretim kapasitesinin büyük bir kısmının hurda bazlı elektrik ark ocağı teknolojisine dayanması ise Türkiye'nin bu alandaki teknolojik adaptasyonunu gözler önüne seriyor.

Ticari engellere karşı adil rekabet vurgusu
Bakan Bolat, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile olan ticaret hacminin 233 milyar dolar seviyesinde olduğunu hatırlatarak, karşılıklı menfaatlerin gözetildiği bu dengeli yapının korunması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye'nin hem çelik ihraç eden hem de ithal eden bir ülke olarak son derece şeffaf bir konumda bulunduğunu belirten Bolat, küresel pazarlara erişimin önündeki yapay engellerden duyulan rahatsızlığı dile getirdi. Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uyumun önemine vurgu yapan Bakan, hem ABD hem de Avrupa Birliği nezdinde serbest ve adil ticaretin teşvik edilmesi gerektiğini savundu. Bu yaklaşım, Türk sanayicisinin uluslararası arenada daha geniş bir hareket alanına sahip olması için kritik bir öneme sahip.
Ekonomik büyümede ihracatın kaldıraç etkisi
Türkiye ekonomisinin son 24 yılda kaydettiği büyüme ivmesi, çelik sektörünün sağladığı katma değerle doğrudan ilişkili bir seyir izliyor. Milli gelirin 238 milyar dolardan 1,7 trilyon dolar seviyelerine taşındığı bu süreçte, ihracatın büyüme üzerindeki katkısı belirleyici oldu. Eylül ayı itibarıyla yıllık 283,7 milyar dolarlık mal ihracatına ulaşan Türkiye, hizmet ihracatıyla birlikte toplam dış ticaret hacmini 860 milyar doların üzerine taşıdı. Bakan Bolat, 2026 yılı sonunda milli gelirin 1,8 trilyon doları aşmasının beklendiğini ve kişi başına düşen gelirin 20 bin dolar sınırını geçeceğini öngördüklerini ifade etti. Bu ekonomik tablo, Türkiye'nin sadece bir üretim üssü değil, aynı zamanda küresel ticaretin ana aktörlerinden biri olduğunu kanıtlıyor.