Havadis | Yaşam | 1877'den beri görülmemişti: Mega El Nino Türkiye'yi nasıl etkileyecek?

1877'den beri görülmemişti: Mega El Nino Türkiye'yi nasıl etkileyecek?

Türkiye Bilimler Akademisi üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, 2027 yılı için Mega El Nino uyarısında bulunarak, uzun yıllardır görülmeyen bu doğa olayının Türkiye'ye bol yağış getireceğini ancak altyapı konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Türkiye Bilimler Akademisi üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, 2027 yılı için Mega El Nino uyarısında bulunarak, uzun yıllardır görülmeyen bu doğa olayının Türkiye'ye bol yağış getireceğini ancak altyapı konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

1877'den beri görülmemişti: Mega El Nino Türkiye'yi nasıl etkileyecek?
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, iklim sistemlerinde nadir görülen ve en son 1877 yılında tanık olunan Mega El Nino fenomeninin geri döndüğünü açıkladı. Okyanus sularındaki ısınmanın bir göstergesi olan bu doğa olayı, 2027 yılı itibarıyla Türkiye'nin iklim dengelerinde belirleyici bir rol oynamaya hazırlanıyor. Prof. Dr. Yaşar, 2026 yılının ilk yarısında kaydedilen yağış rekorlarının aslında yaklaşan bu büyük döngünün bir habercisi olduğunu ifade ediyor.

Mega El Nino nedir ve neden şimdi gündemde?

Okyanus yüzeyindeki sıcaklık artışlarının atmosferik olayları tetiklediği El Nino döngüleri, ısınma derecesine göre sınıflandırılıyor. Normal El Nino'da 1 derecelik bir artış gözlemlenirken, 1 ila 2 derece arasındaki artışlar Süper El Nino, 2 derecenin üzerindeki ekstrem ısınmalar ise Mega El Nino olarak tanımlanıyor. 2023 yılında yaşanan Süper El Nino etkisiyle Türkiye, ortalamanın yüzde 12 üzerinde yağış almış ve sıcaklıklar mevsim normallerinin 1-2 derece üzerine çıkmıştı. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün verilerine göre, Mega El Nino ihtimali nisan ayından bu yana yüzde 90 seviyelerine ulaşmış durumda. Uzmanlar, bu durumun Avrupa ve Türkiye için oldukça bereketli bir yağış dönemini beraberinde getireceğini öngörüyor. Ekim ayının ikinci yarısından itibaren başlayacak olan bu yağışlı sürecin, kış aylarında da ılıman bir hava ile birlikte etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Su kaynaklarında 2035'e kadar güvence

Kuraklık endişelerinin geride kaldığını belirten Prof. Dr. Yaşar, Türkiye'nin su rezervleri konusunda önümüzdeki on yılın oldukça rahat geçeceğini vurguluyor. Önümüzdeki on yılın en az yedi veya sekiz yılının yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Özellikle İzmir'deki baraj doluluk oranları, bu iyimser tabloyu destekler nitelikte. Tahtalı Barajı'nın yüzde 46, Gördes Barajı'nın ise yüzde 30 doluluk seviyelerine ulaşmış olması, beklenen yeni yağışlarla birlikte bu oranların yüzde 80'lere kadar çıkabileceğini gösteriyor. Ancak Yaşar, barajların dolu olmasının suyun israf edilebileceği anlamına gelmediğini, suyun varlığının devletin bekasıyla eşdeğer olduğunu hatırlatarak tasarruf çağrısını yineliyor.

Altyapı uyarısı: İzmir örneği

Doğa olaylarının düzenli bir sistem içinde işlediğini ve kurak dönemlerin ardından mutlaka yağışlı dönemlerin geldiğini ifade eden Prof. Dr. Yaşar, asıl riskin yağış miktarından ziyade şehirlerin altyapı kapasitesi olduğunu belirtiyor. Özellikle İzmir gibi zemin yapısı dolgu olan ve sürekli çökme riski taşıyan şehirlerde, yoğun yağışların ciddi sorunlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Alsancak, Basmane ve Karşıyaka gibi bölgelerin yılda yaklaşık 2 santimetre çöktüğünü belirten Yaşar, bu durumun boru hatlarına zarar verdiğini ve deniz suyunun karaya basmasına neden olduğunu ifade ediyor. Bu nedenle, şehirlerin topoğrafya haritalarının güncellenmesi ve altyapı sistemlerinin bu jeolojik gerçeklere göre yeniden düzenlenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız